Kriz siyaseti

Haberin Devamı

Hindistan’dan gelen fotoğraflar Başbakan’ın keyfinin yerinde olduğunu düşündürüyor.

Ama haberler bunu doğrulamıyor.

Kriz ve ona bağlı etkilerin gerginliğini gizlemenin, hatta mutlu görüntüler vermenin hilelerini bunca yılın siyasetçisi olan Erdoğan kuşkusuz öğrenmiştir.

Tam resim çekilirken “istatistik” dersiniz keyifsiz bile olsanız mutlu gibi görünürsünüz.

Fakat sözler?..

İşte ona hükmetmek o kadar kolay olmuyor.

Başbakanlık muhabirlerine yönelik “kara listeli tasfiye” ilkelliği, keskin sirkenin küpüne verdiği zararı burada tekrarladı.

Haberler çok sağlıklı gelmedi. Aktarılan bilgileri bu eksikliğin tedbiri içinde değerlendirmek gerekiyor.

Şu sözler, değişik kaynaklardan doğrulandı:

“TÜSİAD’ın aslında bize destek vermesi gerek. Ama aralarında bankacılar var. Ben ne olursa olsun geri adım atmayacağım. Daha önceki hükümetleri düşürmekle tehdit ettiler. Ben onlardan olmayacağım!”

İhtiraslı bir ruh hali...

Başbakan’ın demeçlerine son zamanlarda ekonomi danışmanları değil siyasi danışmanlar yön veriyor olmalı.

Çünkü eleştiri okları için seçtiği hedefler kullandığı kelimeler ve benimsediği üslup Marttaki belediye seçimlerini kaybetmemek için her şeyi göze almış bir siyasetçinin ruh halini yansıtıyor.

Kamuoyu araştırmaları AKP’nin kriz ve işsizlik yüzünden hızla halkın gözünden düştüğü alârmını veriyor.

Yolsuzluk iddialarının iktidar üzerindeki etkileri son zamanlarda daha yıkıcı oluyor.

CHP’nin başörtüsü ve çarşaf üstünden yaptığı açılım, tahmin edilenin üstünde destek gördü. İrtica tehdidini göğüslemek koşulu ile CHP tarafından kullanılan din sömürüsü adeta meşruiyet elde etti.

Başbakan bankaları ve TÜSİAD’ı hedef alırken eminiz ki haksızlık yaptığının farkındadır.

Çünkü 2001 krizinden aldıkları dersle tedbirli hareket eden bankalar firesiz ayakta kalarak, TÜSİAD da paket tedbir ve “IMF’ye gidelim” diye yol göstererek iktidara yapabilecekleri yardımı yapmışlardır.

İktidarın bugün gecikerek yürüttüğü tedbir paketi ve IMF ile anlaşma hazırlıkları TÜSİAD’ın ilk uyarısını yaptığı günlerde kotarılmış olsaydı bugün Başbakan, kriz yönetmeyi başaran bir devlet olmanın güveni içinde konuşur, Türkiye de daha iyi bir yerde olurdu.

O canavar kimin eseri?

Bir Başbakan banka sistemi ile bu kadar tartışma içinde olamaz.

Kendi işini iyi yapamadığı için sağa sola bağırması, acaba tamah ettikleri oyları getirecek midir?

İşini kaybeden ve yoksulluğa sürüklenen insanlar “Bizi iktidarın başarısızlığı değil bankalarla iş adamlarının Başbakan’a düşmanlığı bu hallere düşürdü” diye düşünerek oylarını inadına AKP’ye mi verecekler?

Yetti artık bu silâh kullanıla kullanıla eskidi, her an geri tepebilir!

Çevresindeki hasımları vehimleriyle çoğaltan iktidarlar sonlarını çabuklaştırırlar.

İşte örnek olarak Hindistan’dan yansıyan yakınmalarından biri:

“Kaç yıldır Başbakanım. Başından beri bürokratik oligarşi ile mücadele ediyorum. Maalesef başedemedik bürokrasi hızımızı kesiyor.”

Bürokrasiden şikâyet etmeye hakkı olacak son iktidar herhalde AKP’dir!

Bu iktidar liyakat sahibi kadroları mezhep, tarikat, cemaat kafası ile tasfiye ederek, adeta kökten dinci rejimlerden ithal edilmiş bir bürokrasi yarattı.

Tabii ki bu günahın bedeli olacaktır.

Dileriz sonları, yarattığı canavar tarafından yok edilen Dr. Frankeştayn’a benzemez!

DİĞER YENİ YAZILAR