Hükümetin karnesi genelde fena değil ama "hal ve gidiş" notu iyiye işaret etmiyor.
AB reformları ardı ardına çıkarken iktidarın değişim iddiası kendini kanıtlama imkânı buluyor ve bu durumun yarattığı güven havası birçok olumsuzluğu örtüyordu.
Tarikat ve cemaat merkezli kadrolaşma baştan beri sürüyordu. Sadece işler iyi giderken bunları mesele yapmak mümkün olmuyordu.
Türban, imam hatip ve kaçak Kuran kursları gibi popülist kavga konularına anayasal kurumlarla çatışmayı göze alarak girmesi iktidarı zayıflatmıştır.
AKP'nin meclisteki gücü hâlâ tartışılmaz ama toplumun AKP'ye beslediği güven duygusu da AKP'nin kendine güveni de büyük kayba uğramıştır.
O nedenle iktidar sadece ana muhalefet partisi tarafından değil, siyaset dışı kurumlar tarafından da eleştiriliyor, uyarılıyor.
İrticai kadrolaşma..
Yargıtay Başkanlar Kurulu, alınacak dört bin hakim adayının Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından değil de Adalet Bakanlığı tarafından seçilecek olmasının yargıyı siyasallaştıracağı ve laikliğe aykırı söylemleri hayata geçirmeye çalışanlara destek yaratacağı konusunda toplumu alârme etme ihtiyacı duymuştur.
Barolar Birliği, AKP'nin 80 bine yakın atamada iktidar gücünü, din sömürüsü yapan çevreleri memnun edecek biçimde kullandığını, halka şikâyet biçiminde ortaya koymuştur.
Genelkurmay'da Başbakan Erdoğan'a iç güvenlik brifingi verildi. O brifingte askerlerin irticai kadrolaşmanın önlenmesi gerektiğini vurgulaması sebepsiz değildir.
CHP lideri Baykal dün şöyle dedi:
"Yargıyı kuşatmanın arkasında nelerin yattığının sorgulanması lâzım. Olay, sıradan bir partizanlık konusu olmayı aştı, cumhuriyetin özüne, temeline yönelik bir tehdit haline dönüşmeye başladı."
Sorulara cevaplar..
Baykal zahmet etmesin, Fethullah Hoca'nın meşhur kasetinde, merak edilen sorunun cevabı vardır:
"Arkadaşlarımızın mevcudiyeti bizim İslâmi geleceğimiz adına işin garantisidir. Bu açıdan adliyede, mülkiyede veya bir başka hayati müessesede bizim arkadaşlarımızın mevcudiyeti... Bunlar gelecek adına bizim garantimizdir. Mevcut muhafaza edilmeli, acaba nasıl takviye edilmeli; bu denmeli. Daha bir takviye edilmeli fakat katiyyen zayiata gidilmemeli.."
Bir ipucu da Başbakanlık Müsteşarı Prof. Ömer Dinçer'in meşhur tebliğidir.
"Cumhuriyet değerlerinin yerlerini artık Müslüman bir yapıya devretmesi zamanının geldiğini" söyleyen Dinçer orada, İslâmi hareket iktidara gelirse ne yapmalı sorusuna cevap da veriyor:
"Modern devleti İslama tercüme ederek kullanmaya kalkışmak veya bürokratik mekanizmada yer alacak memurları dindar insanlardan seçmek.. Modern devletin İslâm'a tercüme edilerek kullanılması bizim açımızdan önemli mahzurlar doğuracaktır.."
Cumhuriyetin faziletlerini takdir eden insanların uyanık olması her zaman önemlidir.
Ama şu dönemde hayati bir gereklilik taşıyor.
Kritik geçit!
Hükümetin karnesi genelde fena değil ama "hal ve gidiş" notu iyiye işaret etmiyor.
Haberin Devamı

