Demokratik toplumlar ile diktatörlükleri birbirinden ayıran fark rekabetteki adalettir.
Diktatörlüklerde dışardan bir girişimcinin iş yapıp para kazanmasının ihmal edilemez şartı diktatörün yakınları ile veya ülke krallık ise prenslerden biri ile ortak olmaktır.
Başka türlü bürokrasiyi aşamaz, izinleri alamazsınız.
Paranızı, vaktinizi, sağlığınızı kaybedersiniz oralarda.
Türkiye nerede peki?
Avrupa Birliği’nin standartlarına uyum çabaları harcıyoruz ama her gün yeni bir yolsuzluk rezaleti patlıyor bu Ali-Dibo’lar yurdunda!
Neler dönüyor?
Meselâ İstanbul’un Zeytinburnu’nda deniz turizmi için pırlanta olacak liman ihalesi yapıldı. Dünyanın en büyük kurvaziyer turizm şirketleri beklenirken ihaleye sadece iki firma katıldı.
Çünkü ihalenin en can alıcı noktası, bu dev proje ile ilgili tüm izinlerin kamu kurumlarından bir yıl içinde sağlanması şartına dayanıyordu. İhaleyi alan firma bunu başaramadığı takdirde işi kaybedecekti. Üstüne üstlük parası da yanacaktı.
Böyle bir şartın her dilde tercümesi aynıdır. Kamu adına iktidar gücünü kullanan otorite muhataplarına şunu diyor:
“Benden icazeti olmayanlar bu işe hiç heveslenmesin!”
Zaten ihaleyi kazanan şirketin ortaklarından biri “Neden katılımcı firmalar beklenenden az oldu?” sorusunu cevaplarken şifreyi açık etmiştir:
“Ön izinlerin bir yıl içinde alınması şartı onları korkutmuş olabilir..”
VATAN olarak projektörlerimizi Zeytinburnu Limanı ihalesine yöneltmemizin bir numaralı sebebi, işte bu tuhaf ve benzersiz şartın varlığıdır.
Kazanan konsorsiyumun ortaklarını tanıdıktan sonra ihale yöntemini kurgulayanların amaçlarına ulaştıkları yolunda ciddi şüpheler oluştu.
Üç milyar dolarlık projenin lokomotifi, dünyanın en büyük yüz inşaat firması içinde yeri olan Rönesans’tır. Daha çok Rusya’da iş yapan bu dev şirketin Türkiye’ye uyumunu sağlayacak ortaklardan biri Denizcilik İşletmeleri’nden emekli Ömer Koçhan’dır.
Satılık güç...
Belli ki Koçhan işin bürokrasi boyutu ile ilgilenecektir.
Üçüncü ortak Başbakan’ın imam hatipten sınıf arkadaşı ve hemşehrisi Mehmet Emin Erkan’dır.
Karadenizli bir yap-satçı olan Erkan, ön izinleri bir yıl içinde garanti edecek “Joker” rolünü oynayacak herhalde.
İnsan meraka kapılıyor: Böyle bir yöntemle ihale organize edenlerin bizim akıl edemediğimiz bir iyilik arayışı olabilir mi?
Biz bulamadık. Ortada yaratıcılıktan nasip almamış zekâ noksanlığı ile malül kaba bir hilekârlık duruyor. Çünkü burada yapılan, iktidardan izinleri alma ayrıcalığını satılığa çıkarmaktır.
Siyaset ilişkilerini paraya tahvil etmek için ahlâk ve vicdan bu kadar zorlanmaz!
Devletin ve milletin en yüksek yararı sağlayacağı şekilde bu ihale yenilenmelidir.
Kötü kokuyor
Demokratik toplumlar ile diktatörlükleri birbirinden ayıran fark rekabetteki adalettir
Haberin Devamı

