Kötü işaret

AKP iktidara gelir gelmez niçin AB davasına dört elle sarıldı?

Haberin Devamı

AKP iktidara gelir gelmez niçin AB davasına dört elle sarıldı?

Türkiye'nin geleceğini Avrupa'da gören inancın itişi miydi bunun sebebi yoksa AKP'ye içte ve dışta meşruiyet kazandıracak bir araç bulma kurnazlığı mı?

Böyle bir şüpheyi Başbakan'ın MÜSİAD Genel Kurulu'nda sarf ettiği şu sözler akıllara getirmiştir:

"AB'de birçok dayatmalar olduğu doğrudur. Hatta bizi parçalamaya yönelik gayretler içerisinde önümüze tezler geldiği de oluyor!"

Ne demek bu? AB bir özgürlük, güvenlik ve refah projesidir. Şimdi durduk yerde Türkiye'yi parçalama kastı içinde karakter mi değiştiriyor?

Başbakan bu noktada "Ama.." diye başlayıp toparlıyor; "Sizin orada dik durmanız halinde kimsenin kalkıp da ülkemizin üzerinde böyle bir tasarruf yapması mümkün değildir.."

AKP'ye ne oldu?
İktidar son zamanda güçlenen içe kapanmacı milliyetçi rüzgârlardan etkilenmeye ve parti tabanında üreyen hoşnutsuzlukları önemsemeye mecbur kalmıştır.

AKP çevrelerinden iyi haber alan Ali Bulaç dün Radikal'de Neşe Düzel'e şöyle diyordu:

"Kürtlerin, Alevilerin hak ve özgürlüklerine karşı duyarlı olan AB, Sünni çoğunluğun başörtüsü, imam-hatip ve YÖK gibi hak ve özgürlük taleplerine duyarsız kaldı. AK Parti'yi destekleyen kesimleı AB'den düş kırıklığına uğradı."

Fransa halkı 29 Mayıs'ta Avrupa Anayasası'na "hayır" derse bunun "Türkiye'ye de hayır" anlamı taşıyacağı öne sürülüyor. Oysa kırk günde kampanyanın ne yönde gelişeceği belli değil.

Cumhurbaşkanı Chirac "Evet' tarafındadır ve anayasanın reddedilmesi halinde istifa etmeyeceğini açıklamıştır, Bu kararı, iç politik rekabetin tahrik edeceği "hayır" oyları üstünde caydırıcı etki yapabilir.

İnanç mı, araç mı?
Fransız halkı "hayır" dese bile bu karar Türkiye'nin AB üyeliğine bugünden ret anlamı doğurmayacaktır.

AB, Muz Cumhuriyetleri Birliği değil, Karar verilmiştir ve 3 Ekim'de üyelik müzakereleri başlayacaktır. Bu süreçte Türkiye, her isteneni yapmak zorunda değildir. Dik durmak, ulusal çıkarlar ve Avrupa değerleri bağlamında meydan okumak hakkını kim elimizden alabilir?

Nitekim The Economist dergisi sabırlı bir şekilde AB yolunda ilerlemesi halinde Türkiye'nin gelecek on yıl içinde Avrupa kamuoyunun fikrini lehine çevirebileceğini yazdı.

Referandumlar zorluklarımızı artırsada Türkiye bunları aşabilir.

Asıl yakın tehlike, AKP'nin türban ve imam-hatip kilidini açmadığı içir AB'yi işe yaramaz bir anahtar gibi fırlatıp atmasıdır.

Dileriz ülkeye ve kendilerine böyle bir kötülüğü reva görmezler!

DİĞER YENİ YAZILAR