Korku şehri..

Sel, deprem, fırtına olağan doğa olaylarıdır. Onları korkunç hale getiren bizleriz..

Haberin Devamı

Sel, deprem, fırtına olağan doğa olaylarıdır. Onları korkunç hale getiren bizleriz..

Doğal felâketler doğa kanunlarına meydan okuyan toplumların başına geliyor. Zemine dikkat edilmeden; demirinden, çimentosundan çalınmış malzeme ile yapılan binaların yıkılması mıdır felaket, yoksa onların göz göre göre yapılmasına ses çıkarmamak mı?

Profesör Celâl Şengör VATAN'da Türk insanının karakterine hitap eden bir eğitim sistemi uyguluyor. Bizleri korkutmaya çalışıyor: "Halkı korkutuyorsun diyorlar. Ne kadar korkutursak o kadar iyi.."

İşe yarayacağından emin değilim. Hocaya göre beklenen büyük depreme sadece asker hazır. Sivillerin seçtikleri yöneticiler bencil ve kaderci. Kendi iktidarlarından sonraki dönemleri gözeten yatırımlara kaynak harcamayı sevmiyorlar.

"Korkunun ecele faydası yok" atasözü bizim değil mi?

Büyük kentlerde halkın yansından çoğu kanun dışı yapılarda yaşıyor. Bu çoğunluk da kendilerinden saydığı insanları seçiyor. İstanbul Belediye Başkanı koltuğunu kendisine burun farkı ile kazandıran seçimi Tayyip Erdoğan "Ben de kaçak yapıda oturuyorum" diyerek almadı mı?

Şimdi değişti.. Geçen gün belediye başkanlarına akıl veriyordu:

"Kaçak yapıları acımadan yıkın!"

Dileriz dinlerler.. Dileriz çok geç kalmış olmayalım.

Şiddetli yağış ihbarı şimdi İstanbul'u diken üstünde yaşatıyor. İdareciler su baskınlarının kaçınılmaz olacağını belirterek riskli bölgelerde oturanların evlerini terk etmeleri için çağrı yaptı. Dere yataklarında yapılaşmaya oy uğruna göz yuman belediyeler şimdi milyonlarca insana "Malı, mülkü boşverin, canınızı kurtarmaya bakın" diyor. Sonra utanmadan "geçmiş olsun" ziyaretine gidecekler.

"Su yolunu şaşırmaz" sözü, değişmez bir doğa yasasının ifadesidir. Dere yataklarına yapılan gecekonduları sel silip süpürdüğü takdirde yine "Takdiri İlâhi" mi diyecekler?

Bu defa mazeretleri yoktur. "Biz iki yıllık iktidarız, günahı bizim değil" diyemezler. Çünkü İstanbul'un şişmiş, çürük ve çirkin kısmı, büyük ölçüde onların eseridir.

Şu anda dua etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor. Allah ufuksuz siyasetçilerin günahını, fakir fukaraya ödetmesin.

Çektiğimiz korkuyu da bize unutturmasın. Amin!

Kim depresyonda?
Cumhuriyet'in dünkü manşeti THY ile ilgiliydi: "Kaza geliyorum diyor!"

Kaptan pilot Adem Uçaner "depresyon" teşhisiyle "uçamaz" raporu almış. Ona rağmen uçmaya zorlamışlar. Bunun üzerine Bakırköy Devlet Hastanesi'nden aynı teşhisle 20 günlük rapor alıp sunmuş. Baskılar yine durmayınca işinden ayrılmak zorunda kalmış.

On yedi yıllık kaptan pilot, iktidarın tüm olanakları ile THY'de kadrolaştığını söylüyor. Bu mutlaka "ilginç" bir tecrübe olacak.

Muhtemelen depresyondaki pilotlar modern tıbbın imkânlarıyla tedavi edilmek yerine kurşun döktürüp, omzuna göz boncuklu bir muskanın iliştirilerek hizmete gönderileceklerdir.

Bu tecrübenin sonunda "Maşallah Havayolları" mı çıkar, yoksa "İllallah Havayolları" mı; onu görürüz. Ama keşke bu deney önce başka bir ülkede yapılsa ve biz kobay olmasak!

DİĞER YENİ YAZILAR