Genelkurmay’ın Balyoz’dan tutuklu 162 asker için yaptığı açıklama beklenmeyen bir durum yarattı:
İktidar partisi ile ana muhalefet açıklamayı doğru bulmadıkları konusunda birleştiler.
AKP sözcülerinden gelen tepki “Yargılama sürerken yapılan açıklamalar yanlış. Keşke yapılmasaydı” diye özetlenebilir.
CHP’nin görüşünü Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi açıkladı.
Hamzaçebi TSK açıklamasının yargıya müdahale değilse bile “aşırı hassasiyet” olarak yorumlanabileceğini belirttikten sonra şöyle bağladı:
“Tabii ki doğru bulmuyorum!”
Çok sık görülmeyen bu buluşma, daha doğrusu CHP’nin AKP’den bu meselede farklı görünmeme arzusu, TSK’nın 27 Nisan bildirisinin bir önceki seçimde AKP’ye yoğun tepki oyları kazandırdığı yargısının eseri olabilir mi?
Bunu bilmiyoruz. Ama demokratik hukuk devleti düzeninde yanlışlara sürüklenmekten toplumu bireysel ve kurumsal şikâyet hakkı korur.
İlk defa mı duydunuz?
Burada asıl olan Genelkurmay açıklamasındaki şikâyetin mahkemeyi etkileyip etkilemeyeceğine doğru teşhisi koymaktır.
Sanıkların tahliye taleplerine ikinci kez verilen “toptan ret” kararı, zaten kendi içinde şüphe taşıyor.
Mahkeme Başkanı 162 sanığın toptan içerde tutulmaya devam etmesi kararına katılmadığını, etkileyici bir gerekçe ile belirtiyor. Ret kararı iki üye sayesinde oy çokluğu ile çıkıyor.
Dikkatten kaçırılmaması gereken asıl nokta şu:
TSK açıklamasında davanın özüne yönelik talep yoktur. Eleştiri ve itiraz, 162w askerin, tutuklanma şartları ortadan kalktığı halde tahliye edilmemelerinedir.
Yargılanmadan, hüküm giymeden ceza çektirilmelerinedir.
Bu yanlışı, mahkemenin duyabileceği şekilde ilk kez Genelkurmay mı açığa vurdu? Hayır.. Öncesi var:
Cumhurbaşkanı Gül bir değil birkaç kez konuştu. Uzun tutukluluğun fiili mahkûmiyete dönüştüğünden o da şikâyet etti. “Tutukluluk uzayıp cezaya dönüşmemeli” dedi.
Başbakan Yardımcısı Arınç “Tutukluluk istisnadır. Her sanık için tutukluluk halini sonlandırmak lâzımdır” dedi.
Tehlikeli tamahkârlık
Bitmedi.. Meclis Başkanı Şahin “Tutukluluk sürelerinin uzunluğu haksızlığa neden olmaktadır. Sayın Arınç’a katılıyorum” dedi.
Bu hassasiyete uzak durmak için çaba harcadığı belli olan Başbakan Erdoğan bile geçen hafta Londra’ya hareketinden önce gazetecilere şöyle dememiş miydi:
“Mahkemelerde süratli netice alınmasını, tutukluluk sürelerinin uzamamasını temenni ederiz.”
O bakımdan kimse askerin şikâyetini saptırmaya, mahkemeyi etkileme amaçlı bir eylem gibi göstermeye kalkışmasın.
Askere diklenmenin siyasi rantından yararlanmaya yönelik böyle bir niyet tamahkârlıktır ve artık geri tepmesi, tersine çalışması ihtimali de az değildir.
O nedenle Genelkurmay’ın baskı ve tehdit algısı bulunmayan kurumsal nitelikteki açıklamasını anlamamakta ısrar etmek, içerideki personeli için adil yargılanma hakkı taleplerini duymazlıktan gelmek, her şeyden önce hukuk devletini küçük hesaplara, hırslara, hınçlara feda etmek sonucu doğurur ki buna kimsenin hakkı olamaz.
Özgür eleştiriler bozmaz mahkemeleri, bağımsızlıklarını kaybetmek bozar.
Herkesin görüp yakındığı uzun tutukluluk sorununu, bu sorunun mağdurlarını temsil eden kurumun, yani Genelkurmay’ın gündeme getirmesi doğaldır.
Bundan korkulmaz.
Bu hak kullanılmıyorsa, adalet ve demokrasi adına asıl ondan korkmak gerekir!
Korkmayın eleştiri mahkemeyi bozmaz
Haberin Devamı

