Başkanlık sistemini tartışmak için bu defa doğru bir zaman yakaladık galiba..
Şimdiye kadar bu konu, denize düşen yılana sarılır misali hep sistemin tıkandığı dönemlerde gündeme geldi.. O yüzden de kötüleyenler daha etkili oldu.
Bugün siyasi istikrarsızlık sorunu yok ve anayasa değiştirecek çoğunluğa sahip iktidarın lideri Tayyip Erdoğan "Başkanlık ve yarı başkanlık sistemi benim siyasetteki arzumdur. Olmasını isterim" diyor.
Neden?. "Başarırsak Türkiye'nin ciddi bir sıçrama yapacağına inanıyorum.."
Nasıl?. "Bunun için bir konsensüsün sağlanması şarttır.."
Yani tartışmak.. Halkı demokratik katılımın başrolüne çıkaracak yeni yapıyı inşa ederken her şeyi konuşmak..
Çağın gerçeği, Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesi.. Çift turlu seçim, halkın en az yarısının oyunu almış, hükümet kurma yetkisini elinde tutan güçlü bir Başkan çıkaracaktır.
Bakanlar meclisten gelmeyeceği, gelenler de milletvekilliğinden ayrılacağı için hem güçlü bir yürütme, hem güçlü bir meclis ortaya çıkacaktır.
Halkın seçtiği başkan, teknisyen bakanları ile politikaları oluşturacak, lider sultasının önemini kaybettiği meclis de bütün çabasını yasa yapmaya ve denetime yoğunlaştıracaktır.
Başkanlık tartışmasının açıldığı her dönemde seçkinler halkı korkutarak bu yolu kapatmaya çalıştı. Çünkü Türkiye'nin seçkin sınıfı daha çok devletçidir ve bürokrasiye siyasetçiden daha fazla güvenir.
Türkiye'yi yıllarca bürokrasi yönetti, seçilmişler dekor malzemesi oldu. Anılarını yazan ANAP'lı eski milletvekili Emre Kocaoğlu "Ankara'ya ülkeyi yönetmek için gittim ama Ankara beni yönetti" diyor.
Bundan memnun musunuz?.
Statükocuların öcülerinden korkmaksızın bu tartışmayı yapmak lâzım.
Dur duble yolcu!
Başbakan, duble yol yaptırmaları için valilerle konuşacağını söylüyor.
Hedef 15 bin Km. duble yol.. Bir okurum (Tunay Rodoslu) "Dur yolcu!" diyor, "Niye otoyol da demiryolu değil?" Düğmeye basmadan düşünmek lâzım. Çünkü 1 km otoyol parasıyla 6-7 km demiryolu yapmak mümkündür. Demiryolunun bakım ve işletme masrafı daha ucuzdur.
Yapımında öteki kadar avanta ve rüşvet olmaz. İnsan ve yük daha ucuza, daha hızlı ve daha emniyetli taşınır.
Demiryolunu çağdışı göstermek halkı aptal yerine koymaktır. Batılı ülkeler insan ve yük taşımacağılığının neredeyse yüzde 90'ını demir ve deniz yoluyla yapıyor.
Biz ise "trafik canavarı" adını taktığımız çoğu ilkokul mezunu şoförlerin kullandığı kamyon ve otobüslerle..
Modernizmimize teşekkür babında da her yıl 6-5 bin kurban veriyoruz..
Yol lâzım ama doğru yolu aramak lâzım.
"Yolumuzu bulalım" diye bekleyen yandaşlara para saçmak yol değil!
Korkmayalım
Başkanlık sistemini tartışmak için bu defa doğru bir zaman yakaladık galiba.. Şimdiye kadar bu konu, denize düşen yılana sarılır misali hep sistemin tıkandığı dönemlerde gündeme geldi.. O yüzden de kötüleyenler daha etkili oldu.
Haberin Devamı

