Kördüğüme doğru!

Haberin Devamı

Genelkurmay Başkanı’nın yarattığı beklentiyi cevaplamakta yetersiz kaldığını düşünenler ne istiyorlardı?

Orgeneral Başbuğ, demokrasinin ve hukukun tanıdığı sınırları çiğnemeden ama zorlayarak başında olduğu kurumu, Silâhlı Kuvvetler’i savunmuştur.

Evet, masayı yumruklamamıştır ama sözlerini sakınmadığı gibi kimlere yönelttiğini de açıkça belli etmiştir.

Genelkurmay Başkanı dün TSK’da demokrasi dışı unsurların barınamayacağı garantisini tekrarladıktan sonra iki kırmızı çizgi daha açıkladı:

Bunlardan biri TSK’ya yöneltilen psikolojik savaşa katlanmayacakları, ikincisi ise TSK’nın bütünlüğüne yönelen tehdit ve eylemlere seyirci kalmayacaklarıdır.

Orgeneral Başbuğ, askeri savcılığın kararını yorumlarken iki haftadır darbe belgesi diye dolaştırılan fotokopinin bir “kâğıt parçası” olduğunu söyledi.

Hem o soruşturma sırasında gösterilen sabırsızlık, hem sonra karara karşı sergilenen saygısız ve küçümseyici tavırların TSK’ya karşı yıpratma amaçlı bir “psikolojik harekât” (fitne-fesat) olduğuna işaret eden Başbuğ şu önemli mesajları verdi:

Önemli mesajlar

“Hiçbir haklı gerekçeye dayanmadan darbe ve muhtıra söylentileri üretenlerin iyi niyetli olmadıklarını ve halkımızın da bundan usanmış olduğunu düşünüyoruz.

Bu olayları devlet, millet ve ordu içinde fitne ve fesat çıkartma eylemleri olarak görüyoruz.

İstanbul Başsavcılığı’ndan ne istiyoruz? Bu belgenin gerçek olmadığından hareketle kimler tarafından ne amaçla hazırlandı; bunu bulunuz.”

Darbe geleneğine son verdiğini sürekli tekrarlayan bir orduya iktidarın şüphe ile bakmaya devam etme sebebi ne olabilir?

Orgeneral Başbuğ’un şu çağrısı, yukarıdaki soruya cevap da içeriyor sanki:

“TSK üzerinden kendinizi siyasi tanımlama düşüncesinden ve gayretlerinden vazgeçiniz!”

Bu sözde siyasete sitem var: Mağduriyet rantından vazgeçmemek uğruna sürekli darbe vehimleri üretiyorsunuz; yapmayın!

Siyasi iktidarla askerler arasındaki güven krizi elle tutulur hale gelmiş bulunuyor.

Dünkü basın toplantısında Orgeneral Başbuğ, askeri savcılığın kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdiğini ama yeni delil, bilgi, emare çıkarsa soruşturmanın tekrar açılabileceğini belirterek şunu dedi:

“Burada önemli olan şudur; bu soruşturma tekrar burada (Genelkurmay Askeri Savcılığı’nda) açılır.”

Gece manevrası

Fakat Başbakan Brüksel’den çok farklı bir mesaj yolladı:

“Askeri yargı görevsizlik kararı vermiştir. Sonraki süreç, sivil yargı bunu takip edecektir. Biz de yürütme olarak bunu takip edeceğiz.”

TSK üzerinden kendini tanımlamanın dayanılmaz cazibesi, iktidar partisinin ikna olmasını önlüyor.

Genelkurmay Başkanı dün “Yeni delil çıkarsa soruşturma yine askeri savcılıkça yapılır” diye konuşurken ihtimal, on saat önce mecliste oluşturulan bir yasa değişikliğinden haberdar edilmemişti.

Bu değişikliğin Cumhurbaşkanı’nca imzalanmasından sonra, belgede imzası olduğu iddia edilen Albay Çiçek ve benzeri asker kişiler artık sivil yargı tarafından soruşturulacaktır.

Başbakan meclisteki gece mesaisini bilerek mi öyle konuştu; Orgeneral Başbuğ sürprizden habersiz miydi; muhalefet partileri uyudular mı; henüz bilmiyoruz.

Ama bildiğimiz şu ki güven krizi yüzünden olaylar çözümlenme değil düğümlenme yönünde ilerliyor.

30 Haziran’daki Milli Güvenlik Kurulu bir günde bitmeyebilir!

DİĞER YENİ YAZILAR