Albayın imzası gerçek mi, taklit mi tartışması sonunda tam bir Temel fıkrasına dönüştü!
Hani bir balıkçı takası kan revan içinde geri dönmüş. Mürettebattan tek kurtulan Temel, o da ağır yaralı.
Jandarma “Ne oldu?” diye sormuş.
Temel “Define yüzünden kavga çıktı” cevabı vermiş.
- Nerede peki bu on cana mal olan define?
Temel cevaplamış: “Define filan yok.. Hani yani meselâ deduk!”
Ortada “İrtica Eylem Planı” diye bir fotokopi var. Fotokopi dediğiniz zaman şöyle bir tehlike, fesat erbabına da şöyle bir kolaylık doğuyor:
Bir metin yazar, altına da istediğiniz kişinin başka yerden elde edeceğiniz imzasını alır koyar, fotokopisini çekersiniz.
İsterseniz Başbakan imzasını, hatta isterseniz padişahın tuğrasını...
Medya günlerdir o metnin altındaki imzanın Kurmay Albay Dursun Çiçek’e ait olup olmadığını tartışıp duruyor.
Belgenin gerçeğini buldunuz mu ki altındaki imzanın sahibini kanıtlamaya uğraşıyorsunuz?
Hayır.. Ortada gerçek bir belge yok ama olmaması fark etmiyor.
“Mesela deduk”tan yola çıkarak herkes istediği hedefe yürüyor!
Tam sona gelirken...
Yalnızca Albay’a ait olduğu iddia edilen tek imza taşıyor olması, belgenin kurmaca bir “kâğıt” olması ihtimalini artırıyor.
Emekli Koramiral Kıyat 32. Gün’de, Emekli Orgeneral Başer “Her Açıdan”da anlattılar:
Bu belgeler kaleme alan görevlinin amirinden başlayıp en üst komutana ulaşıncaya kadar 4-5 denetimden geçip onay alıyor. Yani bu kâğıt, imza eksikleri yüzünden de belge niteliğinden uzak duruyor.
Fotokopi olmayan bir belge yoksa bir suç ve bir suçlu da yok demektir anlamı çıkıyor açıklamalardan değil mi?
Evet ama hayat sürprizlerle dolu.
Herkes imza gerçek mi sorusuna cevap ararken Albay Çiçek’in elinden çıkmış yeni ve bambaşka bir imza piyasaya çıktı.
Kurmay Albay Dursun Çiçek, askeri savcıya verdiği ifadenin altına yıllardır kullandığı imzayı atmamış, yeni bir imza atmıştı.
Büyük bir çoğunluk tam “Belgenin aslı yoksa iddianın da aslı yoktur” diyecekken mideler tekrar bulanmıştır.
Haksızlık etmeyelim
Albay Çiçek neden imzasını değiştirdi?
Bunu askeri savcılık da, yakında Dursun Çiçek’i sorguya çağıracak olan sivil savcı da ısrarla sormalıdır.
Yarı yolda imza değiştirmenin yararsızlığını bir kurmay subayın nasıl olup da akıl edemediğini anlamak zordur.
Buna rağmen sabırla ve yargıya güvenerek gerçeğe ulaşacağız.
Siyasi liderlerin teşhisi yerindedir: Bu şer sayesinde, toplum ve tüm kurumlar darbelere karşı birleşmişlerdir.
Ama Silâhlı Kuvvetler, o kurumların arasında bile değil, önündedir.
O yüzden askeri kötüleme amaçlı propagandalara cesaret vermemek lâzım.
“Suçlu asker, yargılayan asker; hiçbir şey çıkmaz bu işten” kışkırtmaları haksızlıktır.
Daha dün rüşvet karşılığı askerlikten muafiyet sağlayan çürük raporu vermekle suçlanan bir tabip yarbayı askeri mahkeme 42 yıl hapse mahkûm etti.
Suç ortağı olan 40 sanık da çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı.
Askeri yargıya dil uzatanlar, hangi sivil mahkemeden kaç rüşvetçi bürokrat veya siyasetçinin böyle ibretli cezalar aldığını açıklasın!
Eski bir kuvvet komutanını bile rütbelerini geri alarak hapse atabilen adalet anlayışı, göreceksiniz, bu karmaşık irtica belgesi bilmecesini de çözecektir!
Kördüğüm var ama çözülecek!
Haberin Devamı

