Kör müsün arkadaş?

Cumhurbaşkanı'nın "tarikat okulları var" gerekçeli vetosu, yaydan çıkmış bir oktur, geri alınamaz

Haberin Devamı

Cumhurbaşkanı'nın "tarikat okulları var" gerekçeli vetosu, yaydan çıkmış bir oktur, geri alınamaz.

Tarikat okulları varsa devletin başarılı yoksul çocukları göndermemesi yetmez, bunları kapatması gerekir. Çünkü bu tespit, o okullarda binlerce öğrencinin üstüne para ödeyerek zehirlenmeye devam ettikleri iddiasını içeriyor.

Onlan korumak da devletin görevi.

Eski Cumhurbaşkanı Demirel'le konuşurken, Sezer'in vetosunu haklı bulmadığını anladım.

Demirel'e göre Cumhurbaşkanı, tarikat okutulan okulların listesi önüne geldiğinde "Neden harekete geçmiyorsun, kör müsün arkadaş?" diye sormalıydı sorumlulara.

Çünkü devlet, denetlemekle yükümlü olduğu okullar arasında sağlam-çürük ayırımı yapamaz, çürükleri ayıklar.

Demirel yasayı "parasız yatılı" okutmaktan farkı olmayan iyi bir proje olarak görüyor, feda edilmemesini diliyor.

Peki hükümet, fakir öğrenciler için tüm imkânları kullandı da yetmedi mi?

Yazık ki cevabı iç açıcı değil.

Devlet parasız yatılı programı, köklü bir destek geleneğidir. Demirel ve Özal da buralardan geliyor. Ama ilk ve orta öğretimde 50 bin kontenjan açıkta bekliyor.

Daha önemlisi de şu:

Özel okulların yüzde 10 ücretsiz kontenjan zorunluluğu var. Yüzde 3'ünü okullar seçiyor, geri kalan yüzde 7'yi saptamak Bakanlığın yetkisinde bulunuyor. Ve Bakanlık bu hakkı kullanmıyor.

Böylece "Niyetleri fakir öğrencileri okutmak değil, tarikat okullarını beslemek" suçlamasına boy hedefi oluyor.

Hükümet ısrar edecekse, önce devleti "Tarikat okulları var" iddiasının gölgesinden kurtarmalıdır.



Sen de haklısın, sen de..
Orman niteliğini yitirmiş arazilerin satışı ile ilgili Anayasa değişikliği de Çankaya'dan döndü.

Cumhurbaşkanı'nın veto gerekçelerine hak vermemek mümkün değil:

"Ormanların yakılıp yıkılması özendirilecek. Yağma artacak. Yağmacılar ödüllendirilecek. Yasalara saygılı yurttaşların devlete, hukuka güvenleri sarsılacak." Hepsi doğru ama iktidarın gerekçeleri de haksız değil:

Bu alanlarda kentler kurulmuş. Yüz binlerce bina yapılmış. Devlet hizmet götürerek buraları kabullenmiş. 25 yılın iktidarları bunları yıkamamış. Yağmalayanlar bedel ödemediği gibi emlâk vergisi de ödemiyor.

En önemlisi sorun, yıkımla çözüm sınırını çoktan aşmış.

Parasını tahsil etmekten ve tekrarlanmasına imkân tanımayan bir güvence ile geçmişe bir çizgi çekmekten başka çare var mı?

Hastalık, suçların başedilemeyecek kadar birikmesine sebep olan gaflettir. Dokuz aylık AKP iktidarı herhalde bundan sorumlu tutulamaz.

DİĞER YENİ YAZILAR