Ortadoğu'daki acımasız savaş ölüm, yıkım ve pişmanlık dışında ne getirecek?
Elli yıldır evlerinden koparıp mülteci haline getirilen insanların öç alma duygusu bu savaşın ateşini körüklüyor. Şimdi daha beter şeyler olacak. Çünkü ölüm makineleri daha etkili çalışıyor ve düne kadar devamlı dayak yiyen taraf dayanmayı öğrendiği için savaşın adaleti kendini hissettiriyor artık.
Amerika'nın BM'yi rezil etmek pahasına İsrail'e zaman kazandırma blokajı işe yaramadı. Hizbullah'ı yok edilebileceğine dair hesaplar seçenek olmaktan çıktı.
Amerika ve İsrail geçmişte yaptıkları hatalar yüzünden Lübnan'daki Müslüman dışı unsurları bile Hizbullah'ın kucağına ittiklerini unutmamalı.
Adaletli davranmanın Ortadoğu barışı için taşıdığı vazgeçilmez önemin herkes farkında olmalı. Türkiye de... Çünkü Türkiye, bölgeye gidecek barış gücüne asker vermeye hazır olduğunu bildiren ilk ülke oldu. Hevesin sebebi belli:
Türkiye'nin Doğu ile Batı arasında stratejik bir köprü olduğuna dayanan sav bu şekilde ilk kez ete kemiğe bürünecek.
Dün Anadolu Ajansı, BM kaynaklarına dayanarak verdiği bir haberde Türkiye, Fransa, Malezya ve Endonezya'nın Lübnan'a hemen 2 bin asker göndermeye hazır olduklarına dair bildirimde bulunduklarını öne sürdü.
Haberin eksik ve yanlış olduğunu ümit ederiz. Çünkü Türkiye barış gücüne asker vermeyi, iki tarafın da inanarak kabul edecekleri bir ateşkes şartına bağlamıştı. Oysa şu andaki İsrail talepleri, yabancı askerlerin israil adına jandarmalık görevi üstlenmelerini talep ediyor.
AKP hükümeti böyle bir rolü kabul eder mi?
Etmeyeceğine göre barış gücüne Türk askeri verme şartlarının değişmediğini açıklaması gerekmez mi?
Lübnan görevi, hayal ettiğimiz bölgesel rol için fırsattır. Ama dikkat; bu hedefe sadece tarafsızlık ve adaletle ulaşabiliriz.
İsrail'in savaş yöntemlerini kınamakta bir şekilde haklı olabiliriz: İsrail'in de yaşama hakkını savunarak.
Ama Başbakanımız Malezya'daki zirvede "Esas çözümün İsrail'in ortadan kaldırılması" olduğunu söyleyen İran Cumhurbaşkanı'nı itiraz etmeden dinledi.
Köprü görevi iyi olur ama henüz hazır değiliz!
Baraj kralı AKP!
İktidarın seçim barajını indirmek konusunda gerçek bir niyet taşımadığına dair şüphelerimiz doğru çıktı.
Başbakan Malezya dönüşü gazetecilere AB'nin de itiraz ettiği yüzde 10'luk seçim barajını indirebileceklerini söylemiş, biz de bu vaadin gerçekleşme şansı olmadığını yazmıştık.
Kimse "Başbakan yerine getirmeyeceği sözleri vermez" demesin.
Televizyona çıkıp "Milletvekili dokunulmazlıklarını kaldırmayı biz de taahhüt ediyoruz" demesinin üstünden dört yıla yakın zaman geçti, ne oldu?
"Dokunulmazlıklar ömür boyu sürsün" diyen milletvekilleri bile gördük.
Meclis Anayasa Komisyonu'nun AKP'li başkanı Burhan Kuzu dün, getirmeyi düşündükleri 100 "Türkiye milletvekili" nin belirlenmesinde düşük oranlı bir baraj uygulanabileceğini söyledi.
Yani AKP, inmesi gereken seçim barajını 10'dan 9'a bile indirmiyor. Hiç baraj olmaması gereken Türkiye Milletvekilliği için ise yüzde 2 veya 3 oranında bir baraj öngörüyor.
Haydi halkı kandırdılar diyelim, AB'yi nasıl ikna edecekler?
Köprü nasıl olur?
Ortadoğu'daki acımasız savaş ölüm, yıkım ve pişmanlık dışında ne getirecek?
Haberin Devamı

