Büyük davalar özveri ister. AKP iktidarının Kopenhag'tan çıkan karar karşısındaki tavrı güven veriyor.
Başbakan Gül ve AKP lideri Erdoğan, yenilgi duygusuna kapılmamakla iyi ettiler.
Çünkü AB projesi, anlık öfkelere feda edilmeyecek kadar büyük bir davadır.
"Türkiye'nin yolu belli. Halkımızın çıkarı olduğu için AB yolunda ilerleyeceğiz. Demokratik ve ekonomik reformları sürdüreceğiz" sözleri, bu davanın güvenilir ellerde olduğu inancını veriyor.
Bundan hem ülke, hem de çağdaş değerlere ilerleme disiplinine bağlı kalacağı için AKP kazançlı çıkacaktır.
İslamcı kökenden gelen bu parti, değişimini kurumlaştırma olanağına güç katacaktır.
2003 tarihini istedik fakat 2004'ü aldık. Üyelik müzakerelerine 2005'te başlama sözünü güvenceye bağlanmış olarak aldık.
Bu randevuya hazırlanırken 2002 Kopenhag tecrübeleri bize ders olmalı.
Hız kazaları..
Ecevit hükümetinin uyumsuzluğundan kaynaklanan zaafı yüzünden hazırlığımızı tamamlamakta bu kadar gecikmeseydik Kopenhag'tan daha iyi bir sonuç alabilirdik.
AKP'nin uyum yasalarını hızla çıkaran çabalan takdir görmekle beraber yeterli olmadı.
Diplomatik temaslar trafiğindeki baş döndürücü yoğunluk da aceleden kaynaklanan bazı kazalar yüzünden, kazançları yanında bazı zararlar da doğurdu.
Başkan Bush'un devreye girmesi ve "Bize istediğimiz
tarihi verin yoksa.." diye başlayan söylemler şantaj diye nitelenip tepki yarattı.
Lüksemburg Başbakanı Juncker'in şu sözünü unutmayalım:
"Türkiye'nin pazarlık şekli dayanılmazdı. Bu da Türkiye'nin üyelik olgunluğuna henüz erişmediğini göstermektedir.."
Her şeye rağmen sonuç basandır. Bir yıllık gecikmeyi AKP iktidarının avantaja dönüştürme şansı vardır.
Bu süre, inançlı bir hükümete hazırlıkları aceleye getirmeden, dünyaya göstere göstere tamamlama olanağı verir.
AKP yapabilir
İki yıl sonrası için istenen şartları bir yıl içinde yerine getirip bunu 2003 ilerleme raporuna geçirmek hükümetin hedefi olmalı. Bu, Türkiye'nin imajını değiştirir.
Başbakan Gül'ün dediği gibi şimdiye kadar hep AB Türkiye'yi sıkıştırdı.
Bundan sonra sıkıştıran taraf Türkiye olsun..
Kimse 2004 sözünü garanti saymasın. Türkiye'nin üyeliğine karşı olanlar teslim olmayacaktır.
Nitekim dün Belçika gazetesi Le Soir "Şimdi Türkiye ile yeni bir işbirliği şekli geliştirmek, özel bir işbirliği icat etmek cesaretini göstermek lâzım" diye yazdı.
Türkiye'nin ekonomik maliyetinin korkutuculuğu ve sürekli pusuda yatan Haçlı ayırımcılığı, kısa zamana sıkışmış pazarlıklarda etkili olabiliyor, aklı, adalet ve barış duygusunu bastırabiliyor.
Türkiye tüm eksiklerini 2003 sonuna kadar tamamlayarak Avrupa'deki gericilerin ellerindeki kozları kırmalı ve AB'nin kapısına alacaklı gibi dayanmalıdır.
Kopenhag dersi
Büyük davalar özveri ister. AKP iktidarının Kopenhag'tan çıkan karar karşısındaki tavrı güven veriyor. Başbakan Gül ve AKP lideri Erdoğan, yenilgi duygusuna kapılmamakla iyi ettiler.
Haberin Devamı

