Emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın eski komutanı Hilmi Özkök’e yönelik suçlamalarını bir kenara atamayız.
Evet, sarfettiği suçlayıcı sözler, onuru kırılmış bir askerin isyanını yansıtan duygusallıklar olabilir.
Ama sadece tepki göstermiyor, açık suçlamalar yapmakla kalmıyor, yeni iddialar da ortaya koyuyor.
Yedi yıl önce İstanbul’da 1. Ordu Komutanlığı denetiminde yapılan plan seminerinin bir darbe planı (Balyoz) hazırlığına zemin olarak kullanılmadığını ama daha sonra “kozmik büro”dan çıkarılan belgelerin tahrif edilerek darbe planı görüntüsüne sokulduğunu ve basına sızdırıldığını iddia ediyor.
Tahliye edildikten üç gün sonra haklarında yakalama emri çıkarılan Balyoz şüphelileri arasındaki en yüksek rütbeli asker olan Emekli Orgeneral Çetin Doğan, önceki gün avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’e ağır bir suçlama yöneltti.
Çetin Doğan, kozmik büroya giriş çıkışın ancak emir komuta zinciri içinde yapılabildiği gerçeğinden hareketle belgelerin Hilmi Özkök’ün bilgisi dahilinde dışarı çıkarıldığını, böylelikle darbe planı haline dönüştürülerek medyaya sızmasına onun zemin yarattığını iddia etti.
Çetin Doğan’ın vebali
Emekli Orgeneral Doğan, belgelerin darbe planına dönüştürülmesi işlemi sırasında yapılan acemiliklerin gerçeğin kolayca ve istenirse kısa zamanda ortaya çıkmasına yardım edeceğini söylüyor.
Öbür tarafta eski Genelkurmay Başkanı Özkök, seminerde olağan sınırlar dışına taşmış bir çalışma yapıldığına dair bir bilgiye sahip bulunmadığını belirtmekle beraber nedense eski 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan’ın arkasında kefil gibi durmuyor.
Çetin Doğan’ın suçlamalarını reddederken de yargıdaki bir mesele üstünde konuşmayacağı mazeretini tekrarladı.
O kadarla da kalmayıp suçlanan kişiler susup onurlu bir duruş sergilerken niçin sadece Çetin Doğan’ın konuştuğunu sorarak buna olumsuz bir anlam yüklemeye çalıştı.
Hilmi Özkök haksızlık etmesin.
Çetin Doğan’ın taşıdığı vicdanî sorumluluğun ağırlığını tahmin eden gösterdiği tepkiyi de takdir edebilir.
Balyoz soruşturmasından cezaevlerinde 40 tutuklu var. Son operasyon durdu ama yine de 25’i general ve amiral 78 muvazzaf subay ile 20 emekli toplam 98 asker, deyim yerindeyse topun ağzındadır.
Siperden çıkma zamanı
Masumiyetine inanan bir komutan, yüze yakın askerin sürükleneceği psikolojik yıkımı ve mağduriyeti, ailelerinin düşeceği mahrumiyetleri bile bile susup oturmaz.
Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök de “yargıya saygı” gerekçeli suskunluk kararını gözden geçirmelidir.
“Bunlar hassas konulardır, çocuk oyuncağı değildir” diyor.
Neyle suçlandıklarını dahi bilmeden aylarca cezaevinde tutulan insanların en azından bir kısmının hedef bulundukları muhtemel adaletsizlikler ihmal edilebilir konular mıdır, çocuk oyuncağı mıdır?
TSK’nın uğradığı erozyon, hele eski bir komutanda hassasiyet yaratmıyor mu?
Yargının ağır temposu sebebiyle gerçeğe ulaşmakta ihtiyaç duyacağı zamanın uzunluğu akıl ve vicdan taşıyan insanlara ek sorumluluklar yüklemiyor mu?
Hilmi Özkök “var da diyemem, yok da diyemem” siperinden çıkıp bildiği her şeyi açıklamalıdır.
Siyasetçi gibi davranmak askere yakışmıyor!
Türkiye’nin adalete acele ihtiyacı var!
Konuş komutan!
Haberin Devamı

