“Elinde karanfille gelen Yunanlı’dan kork” sözü Fransa’da sıkça duyulan bir halk deyişidir.
Düne kadar bu deyişin aşağılayıcı bir niteleme olduğunu düşünerek Yunanlılara haksızlık edildiğine inananlar az olmamıştır.
Şimdi onlar yanılgılarını yaşıyorlar.
Bildiğiniz gibi Başbakan Papandreu, borç batağındaki ülkesini kurtarmak için elinde bir karanfili eksik olarak AB liderlerine gitti ve onlardan 130 milyar avroluk bir yardım paketi kopardı.
Devlet adamına düşen sorumluluk, bu cömertliğin sağladığı kurtuluş şansını cesaretle kullanmak olurdu.
Ama Papandreu, paketin yüklediği mecburiyetleri referanduma sunmak için halka gideceğini açıkladı.
Bu niyetini baştan belli etmiş olsaydı hiç kuşkusuz liderler zirvesinden o büyük yardım paketi çıkmaz, küresel ekonomi de yaşadığı kriz ortamında yeni bir şok geçirmezdi.
AB’nin sonu göründü karamsarlığı uzun zamandır yaşanıyor. Referandum gerçekleşirse bunun korkulan sonun başlangıcı olması riski büyüktür.
Referandum Papandreu’ya bakılacak olursa “Avrupa’ya evet mi, hayır mı?” ve “Euro’ya evet mi, hayır mı?” sorularına cevap arayacak.
Parlamento yarınki toplantısında hükümete referandum için yetki ve güvenoyu verecek mi?
İhtimal zayıf görünüyor.
Bu durum erken seçim getirebilir ve iflâsın günahını ortak paylaşacak bir milli birlik hükümeti arayışlarını son çare durumuna getirebilir.
Komşu bir tür kurtuluş savaşı atmosferi yaşıyor. Böylesi zor dönemler kahramanlar bekler.
Ama ne ortada ne ufukta öyle bir adam görünüyor.
Papandreu dün sabaha karşı darbe hazırladıkları gerekçesiyle Genelkurmay Başkanı ile kuvvet komutanları da dahil 16 generali emekliye sevketti.
Halkı cunta ile korkutarak kendisinden daha beter tehlikelerin mevcut olduğunu mu anlatmaya çalışıyor?
AİHM olmasa ne yapardık?
N. Ç. 26 kişinin tecavüzüne uğradığında 12-13 yaşında idi.
Bugün 20 yaşını sürüyor ve tecavüzcüleri 8 yılda biten yargılamaları sonunda hafif cezalarla yakalarını kurtarmış bulunuyorlar.
Nasıl olabilir? Yerel mahkeme 13 yaşındaki çocuğun 26 “yaratık”a kendi rızası ile teslim olduğuna hükmetti çünkü.
Ve Yargıtay da kararı onadı.
Eski AİHM yargıcı olan CHP milletvekili Rıza Türmen, karar düzeltme yoluna gidilmesini, çünkü AİHM’e gidilirse Türkiye’nin mutlaka mahkûm olacağını söyledi.
Bu uyarı dikkate alınmalı.
Olayın tek teselli verici yönü, dilini yutmuş olan toplum vicdanının ses vermesi, hayata dönmesidir.
Tecavüzcüleri aklayan ve 13 yaşındaki bir çocuğun korunması hakkını ıskalayan yargı kararına oluşan tepkiler dileriz yanlıştan dönüşün zeminini hazırlar.
Bu da kolay görünmüyor.
Çünkü Yargıtay Başkanlığı dün N. Ç. kararına yönelen yorumları susturma amaçlı bir uyarıda bulundu.
“Türk Milleti adına” karar veren yargı milleti susturamaz.
Verdiği kararın milli vicdana aykırı olduğunu mahkeme ancak bu yolla öğrenecektir.
Öğrendiği zaman da yapacağı şey onu dikkate almaktır, susturmak değil!
AİHM olmasa ne yapardık?
Komşunun işi zor..
Haberin Devamı

