Gölbaşı’nda gömülü oldukları yerden çıkarılan cephanelik bir umut ışığı yaktı!
İnat ve ısrar bizi bu defa derin devlete götürebilirdi.
Eski Özel Harekât Dairesi Başkanvekili ve Susurluk hükümlüsü İbrahim Şahin’in evinde ele geçirilen kroki sayesinde ulaşılan cephanelik tek başına belki çok şey ifade etmiyordu.
Fakat beş yer daha kazılmaya başlayınca, Gölbaşı tablosunun oralarda da tekrarlanacağı beklentisi yaratıldığı için “Haaa” dedi insanlar “bu Ergenekon’u hafife almamak gerek..”
Yazık ki sonraki beş kazı boş çıktı ve yeniden kafalar karıştı.
Böylelikle Ergenekon’un Susurluk bakiyesinden üretilmiş zorlama bir hayalet olmadığını iddia edenler, yeniden düş kırıklığına uğradılar.
Kimin maşası?
Biz Susurluk’un yarım kalmış hesabının görülmesi ve Danıştay cinayeti ile Cumhuriyet gazetesinin bombalanması davasına mahkemenin odaklanması halinde hedefe daha hızlı ve garantili gidileceğini savunuyoruz.
Tabii hedef adaletse..
Çünkü şu anda ekleri hariç 2500 sayfa tutan anlaşılmaz bir iddianame var ve bu iddianameye, iki yeni gözaltı dalgası ile suçlanan kişilere ait iddialar ve anlatımlar da eklenecektir.
Ve bu suçlamalar hangi melânetin maşası olduğu bilinmeyen, yüzleştirme ve çapraz sorgulama olanağına sahip bulunmadığımız dengesiz bir adamın uçuk iddialarına dayanıyor.
Amerika’ya kaçarken arkasında bıraktığı 140 sayfa ifade ve hangi gizli güçlerin kendisine verdiği bilinmeyen 6 kutu dolusu gizli belge Ergenekon iddianamesinin temel kanıtları olmuş Tuncay Güney, bugünlerde Kanada medyasının baş sayfa kahramanıdır.
İntikama adanmış
Alaya alıyorlar ama ona manşetlerini vermekten de geri durmuyorlar.
Bıraktığı bantlarla bu devlete ve millete en yüksek düzeyde hizmet etmiş insanların hakaret görmesine ve acı çekmesine sebep olan sahte haham Tuncay Güney Toronto Star gazetesine kendini “dünyanın en meşhur ajanı” diye tanıtmış.
“James Bond benim yanımda bir hiç” diye şaka yapmış ama gazete Güney’in buna rağmen Türkiye’de ciddiye alındığı yazıyor.
“Ergenekon’un kara kutusu benim” derken “Bana ulaşmadan hiçbir şeyi çözemezler” inancını da gururla sergilemiş.
Savcı Öz’ün kendisine gönderdiği 37 soru, Tuncay Güney’in bu konuda haksız olmadığını düşündürüyor.
Tabii buradaki mesele Güney’in vereceği cevapların kalitesidir. Savcının kendisine mecbur durumda olduğu kozunu hangi amaçla kullanacaktır?
Açıklamasında bunun da ipucunu veriyor.
Kanada gazetesine göre Tuncay Güney, Türkiye’deki sorgusu sırasında işkenceye maruz kaldığını iddia ederek şunu söylemiştir:
“Kendi kendime bir gün bunun (işkencenin) intikamını alacağım dedim. Ben avantaja sahibim. Ölene kadar bu oyunu sürdüreceğim.”
Adaleti, dengesiz bir suçlunun intikamcı oyunlarına kurban etmeyelim, aman!
Komik ve korkunç!
Haberin Devamı

