Cumhurbaşkanı ile çatışan iktidar yöneticileri birkaç gündür altın madeni bulmuş gibi seviniyor.
Bunun sebebi, 1993 yılında Cumhurbaşkanı Özal'ı atamalar konusunda devre dışı bırakmak isteyen yasayı iptal eden Anayasa Mahkemesi'nin kararında yazılan gerekçelerdir.
Mahkeme orada iktidara "atamalarda Cumhurbaşkanı'nı by-pass edemezsin" diyor ama Cumhurbaşkanı'na da veto hakkını kullanırken sınırları olduğunu hatırlatıyor.
Meselâ şunu diyor: "Sorumluluğunu hükümetin taşıdığı kararnameler hakkında Cumhurbaşkanı'nın uyarı ve tavsiyede bulunmaktan öte direnmesi, sistemin özelliğine ters düşer.."
Merkez Bankası ile ilgili kararnameler bu hafta da çıkmazsa AKP, mahkeme üyesi olarak Sezer'in de imzasını taşıyan bu kararla bayrağı açacakmış.
Çünkü o karar "Anayasa ve yasalara aykırı olmadıkça Cumhurbaşkanı'nın Bakanlar Kurulu işlemlerini imzalamak zorunda olduğu açıktır" diyor.
Çankaya noteri
Bu karar acaba Sezer'le hükümet arasındaki çekişmeyi AKP'nin istediği şekilde sonlandırmak için yeterli olacak mı?
"Bu iş bitti" iddiasını taşıyanların şapkaları havaya atmadan önce kararın şu paragrafını da dikkatle okumalarında yarar vardır:
"Hukuka aykırı bir işlem söz konusu olduğunda Cumhurbaşkanı'nın tutumu farklı olabilecektir. Çünkü Cumhurbaşkanı'nın sorumsuzluğu onun hukuka aykırı kararnameleri imzalamak zorunda olduğu biçiminde yorumlanamaz."
Anayasa'nın 104'üncü maddesi Cumhurbaşkanı'na devletin başı olarak "Anayasa'nın uygulanmasını ve devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetmek" görevini yüklüyor.
Önüne getirilen her yürütme kararını imzalarsa ve veto ettiği atama kararlarını mahkeme gibi gerekçelendirmek mecburiyeti altına sokulursa Cumhurbaşkanı bu görevini yapabilir mi? Yapamaz.
Sezer pes etmez
Eğer iktidar atamalarda liyakate dayalı objektif kriterleri değiştirerek rejimin laik karakterine aykırı seçimler yapmaya başlamışsa Cumhurbaşkanı ne yapacaktır? Atamasında sakınca gördüğü bürokratı yargısız infaza tabi tutup suçlu ilân etmeyeceğine göre onay vermeyecektir.
Ve laiklik karşıtı örgütlenmeye hizmet edebilecek bir atamayı veto etmeyi Anayasa'yı uygulamanın gereği olarak gördüğü için böyle davrandığını söyleyebilecektir.
Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetmek, sadece Cumhurbaşkanı'nın hassasiyeti olmamalı. Çünkü uyumsuzluk tüm ülkeye zarar verecek, siyasi sorumluluk da iktidarın omuzlarına yıkılacaktır.
Cumhurbaşkanı'nın ret tavrı rejimin laik karakterinin değiştirilmekte olduğu endişesinden kaynaklanıyor.
Bu endişe yaygınlaşıyor.
İktidar Sezer'i baskı ile pes ettirmeye çalışacak yerde onunla uzlaşma sağlamaya bakmalıdır.
Anayasa değiştirecek çoğunluğa sahip bir iktidara böyle çatışma ve bezdirme yöntemleri uygulamak yakışmıyor!
Kökten çözüm yok
Cumhurbaşkanı ile çatışan iktidar yöneticileri birkaç gündür altın madeni bulmuş gibi seviniyor...
Haberin Devamı

