Avrupa Birliği içindeki Türkiye, kendi kimliğinden ve köklerinden uzaklaşan bir Türkiye olmayacak..
Bu sözler Başbakan Erdoğan'a ait.. Erdoğan meclis grubunda önemli bir şey daha söyledi:
"Demokrasinin başkasına göresi, bize göresi olmaz. Bu millet demokrasi standardı yükseldikçe kendi kimliğine sahip çıkacaktır.."
Her milletin kökleri vardır. Bizim bu bakımdan eksiğimiz yok, fazlamız var.
Ama milletlere kökleri kadar gerekli başka bir şey de lâzım. O da kanatlardır.. Atatürk'ün gösterdiği "muasır medeniyet" hedefine ilerlemedeki performansımız, kanatlarımızın da gücünü kanıtlıyor.
Bizim tek zaafımız, özgüven konusunda kendimize yaptığımız haksızlıktır.
AB'nin demokrasi kriterlerine uyum sürecinde gündemimize giren azınlık, alt kimlik, üst kimlik ve çok kültürlülük tanımlan, bazı çevrelerde tedirginlik hatta korkular doğurmuştur.
Destanı kim yazdı?
Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu raporu, "vatan hainliğine kadar uzanan suçlamalara bahane olmamalıydı. Çünkü evrensel tecrübe kanıttır ki, farklı kültürlere saygı, milli bütünlüğün güçlenmesini sağlıyor, parçalanmasını değil.
Ama bu meselelerin konuşulmasını önleyen hoyratlık, toplumların köklerini zedelediği gibi kanatlarını da kırıyor.
Aydın'da iki hafta önce Çanakkale Savaşı'nın Aydınlı şehitleri için bir anıt dikildi. Anıttaki kitabe (sonradan Avustralya Genel Valisi oldu) Çanakkale'de bize karşı savaşan Üstteğmen Cosey'in bir anısını yansıtıyor:
"25 Nisan 1915 günü Conkbayın'nda Türkler ve Birleşik Kuvvetler arasında korkunç siper savaşları oluyordu. Siperler arasında 8-10 metre mesafe var. Süngü hücumundan sonra savaşa ara verildi. Askerler siperlerine çekildi. İki siper arasında açıkta ağır yaralı ve bir bacağı kopmak üzere olan İngiliz yüzbaşısı avazı çıktığı kadar bağırıyor, ağlıyor 'kurtarın' diye yalvarıyordu. Ancak hiçbir siperden kimse çıkıp yardım edemiyor.. Çünkü en küçük bir kıpırdanışta yüzlerce kurşun yağıyordu.
Kimse vazgeçmez
Bu sırada akıl almaz bir olay oldu. Türk siperlerinden beyaz bir iç çamaşırı sallandı. Arkasından arslan yapılı bir Türk askeri silâhsız siperden çıktı. Hepimiz donup kaldık. Kimse nefes almıyor, ona bakıyorduk.
Asker yavaş adımlarla yürüyor siperdekiler kendisine nişan almış bekliyordu. Asker yaralı İngiliz subayını okşar gibi yerde kucakladı, kolunu omzuna attı ve bizim siperlere doğru yürümeye başladı. Yaralıyı usulca yere bırakıp geldiği gibi kendi siperlerine döndü. Teşekkür bile edemedik.
Savaş alanında günlerce bu kahraman Türk askerlerinin cesareti, güzelliği ve insan sevgisi koşuldu.."
Yeni demokrasi ve insan hakları kavramları bazı insanlarda "ben kimim" sorusunu uyandırabilir. Bundan kimse korkmamalıdır.
Çünkü "Türk" üst kimliği bu milletin köklerinden gelen gücü ve zenginliğidir.
Kitabede anlatılan kahramanın alt kimliğini merak eden oldu mu? Hayır.
Çünkü o, bu ülkede yaşayan herkesin atasıdır!
Kökler ve kanatlar
Avrupa Birliği içindeki Türkiye, kendi kimliğinden ve köklerinden uzaklaşan bir Türkiye olmayacak..
Haberin Devamı

