Koalisyonun sonu geldi mi?

Haberin Devamı

Uygar toplumları ayıran özellik tarih bilmeleri ve tarihle inatlaşmaya kalkmamalarıdır.

İnsanlığın kötü tecrübelerini tekrar tekrar deneme yanlışına düşmemeleridir.

Cemaati siyasi bağlantı zemini haline getirmek, denendiği her yer ve zamanda hata olmuş, deneyenler ağır bedeller ödemiştir.

Cemaatçi zihniyet, devlet iktidarını ele geçirmeye dönük eylemin tabanı olarak cemaati görür.

İnsanı birey saymanın zahmetlerine katlanmaktansa cemaati oy deposu olarak kullanmanın kolaylıklığı hep çekici gelmiştir. Hem siyasetçilere, hem cemaat önderlerine...

Yanılmış olmanın pişmanlığına düşme talihsizliğini son zamanlarda Türkiye de yaşıyor.

Dinci muhafazakâr AKP, kendisini 11 yıl tek başına iktidar yapan gücün eksiğini tamamlayan cemaatle kavgaya tutuşmuş bulunuyor.

Oluşturdukları koalisyon, “bize olmaz” dedikleri sarsıntıları geçiriyor.

Yıkıcı sözler

Cemaatçiliği faşizmin “Allah” diyen türevi ve gericiliğin çağdaş versiyonu diye tarif eden tecrübe sahiplerini ciddiye almamanın pişmanlığı, şimdi sanki yanılgının acısını çıkarıyor.

Bu pişmanlığın yansıması, laik karakterini hızla yitiren bir toplum ve sahte laik, melez bir rejimdir.

Cemaat AKP ile kurduğu koalisyonun avantajlarından hakça yararlanmadığını AKP ise cemaatin devlet içinde bir paralel oluşturduğunu düşünerek telâşa kapılmıştır.

Başbakan’ın dünkü konuşması koalisyonu yıkma kararlılığının dönüşü olmayan bir gösterisi gibiydi.

Başbakan ihanete uğradıklarını söylemiştir dün. Suçluyu da tarif yoluyla teşhir etmiştir:

“Bu medeniyet yalancı peygamberleri sahte velileri, içi boş, kalbi boş, zihni boş alim müsveddelerini bünyenin virüsü reddettiği gibi reddetmiş ve tarihin çöplüğüne mahkûm etmiştir.”

Günah bölüşülmeli

Burada derin bir nefes alıp geleceğe dönük ümitlerini ifade etmiştir:

“İlmi bir sihir gibi, bir efsunlama vasıtası gibi görenleri bu medeniyet yine reddedecektir. İlmi güç için, şantaj için, şebekeleşme ve örgütlenme için bir istismar aracı olarak kullananları bu medeniyet hiç kabullenmemiştir; yine kabullenmeyecektir.”

Başbakan’ın cemaat lideri olarak Fethullah Gülen’i hedef aldığına hiç bir şüphe yoktur.

Söyledikleri, ağır suçlamalar olduğu kadar itiraf da sayılır.

Çünkü yarısı Fethullah Hoca’ya ama yarısı da kendisine aittir.

2012 yılı Haziranı’nda Arena Stadı’nı dolduran onbinler önünde Gülen’e yaptığı çağrı unutulabilir mi?

“Gurbet hasrettir. Biz gurbette olup şu vatan topraklarının hasreti içinde olanları aramızda görmek istiyoruz. Diyoruz ki bu sıla hasreti artık bitmeli!”

Ama asıl din istismarı bitmeli.

DİĞER YENİ YAZILAR