Atatürk kurduğu rejimi "Cumhuriyet demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir" diye tarif etmişti.
Cumhuriyete demokratik karakterini kazandırmak için iki yeni parti denemesi yaptığı halde başarılı olamadı. Laikliğe sadakat konusunda güven zedeleyici gelişmeler, çok partili yaşamın başlamasını 1946'ya kadar geciktirdi.
O zaman İsmet İnönü Cumhurbaşkanı idi.
DP kurucusu Celâl Bayar'a İnönü'nün sorduğu ilk soru şu oldu:
"Din meselesini ne yapacaksın?"
Laiklik her zaman cumhuriyetin en temel ve en hassas ilkesi oldu.
Çünkü laiklik korunamadığı takdirde cumhuriyetle birlikte Türkiye'nin ulusal bütünlüğü de tehlikeye girecektir.
Bu anlayış hiç değişmedi.
Bölgemizin tarihi de bu hassasiyetin haklılığını kanıtlayan örneklerle dolu.
Ne demek istedi?
Eski iktidarların yolsuzluk ve haksızlıklarla yarattığı tiksinti ve çaresizlik, son seçimde bir devrim yarattı.
Milli Görüş'ten çıkan AKP, demokratik ve laik rejime bağlılık temelinde geçirdiğini ilân ettiği değişime halkı inandırdığı için tek başına iktidara geldi.
Arınç'ın "türban inadına" meclis başkanı olmasına ve türbanı devlet protokoluna bir oldu bitti ile sokmasına rağmen AKP lideri Erdoğan'ın bu kavgadan uzak durması, güven ortamın korunmasına yardım etti.
Fakat çifte davetiye yanlışı ile alevlenen tartışma, zamansız ve tehlikeli bir kamplaşmanın alarmını veriyor. Bu girdap Başbakan Erdoğan'ı da içine çekiyor.
Başbakan sözleriyle AKP milletvekillerini boykota cesaretlendirmiştir.
Geçen gün de "Bırakın insanlar inançlarını yaşasınlar" demiştir.
Güven geriletildi
Çağdaş toplumda özgürlük ibadet için vardır, özel yaşamda vardır fakat ortak yaşamı din kurallarına göre biçimlendirmek için yoktur. Dine dayalı bir eğitim, çağdaş eğitime şer'i hükümler de laik devletin yasalarına alternatif olamaz.
Ama Erbakan bunları yapmıştı!
Niyet ölçümü yapmadan bakıldığında AKP milletvekillerinin tepkisi haklı görülebilir. Ama buna rağmen sorumlu bir iktidardan bayramı boykot görüntüsü verden tepkisini belli etmesi beklenirdi.
Çünkü halk cumhuriyeti, bütün değerleri ile seviyor. Dünkü soğuğa rağmen sokaklara taşan coşku bunu kanıtıdır.
Türban sorunu çözülebilir.
Bir gün mutlaka çözülecek.
Bu çözümü yaratacak alt yapıyı kurmanın tek şartı, cumhuriyete ve değerlerine bağlılığı şüphe götürmeyen bir iktidar ve meclis çoğunluğudur.
İktidar partisi, AB hedefine bağlı cesur eylemleriyle kazandığı güveni, Cumhurbaşkanı'na kızıp Cumhuriyet Bayramı'na küserek geriletmiştir.
Kızgın sirke
Atatürk kurduğu rejimi "Cumhuriyet demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir" diye tarif etmişti. Cumhuriyete demokratik karakterini kazandırmak için iki yeni parti denemesi yaptığı halde başarılı olamadı
Haberin Devamı

