Terör saldırılarını İspanya tek yürek olup lanetledi. Sekiz milyon insan mitinglerde kenetlendi. İki yüz insanın ölümüne sebep olan saldırılar etnik bölücülüğün yerel örgütü ETA'dan mı, yoksa insanlığı dinler savaşının karanlığına çekmek isteyen El Kaide'den mi geldi; bu henüz kesin bilinmiyor. Ama bilinen şudur: Terör artık masum sivil yığınları hedef almıştır.
Sekiz milyon İspanyol, katillere şu mesajı verdi: "Bizi öldürebilirsiniz ama değerlerimize zarar veremezsiniz. Zalimliğiniz, bu değerler sayesinde yücelen ruhlarımıza boyun eğdiremez!" İspanya'da selleşen yığınları bir Türk olarak imrenerek izledim. 11 Mart İspanya'nın 11 Eylülü idi. Türkiye de kendi 11 Eylül'ünü 15 ve 20 Kasım tarihlerinde İstanbul'da yaşamıştı.
Terörün insan hayatını ve onurunu aşağılayan çirkin yüzünü onlardan çok daha yakından tanıyan bir ulus olarak biz protesto eylemlerine niçin beş-on bin kişi bile toplayamadık?
Güven eksiği
Bunun iki cevabı olabilir: Ya değerlerimize bağlılığımız zayıf veya onları meydan okuyan bir yürekle savunacak cesaretimiz yok. Sözü dolaştırmaya gerek yok, korktuk! Çünkü terörü lanetlemek için toplanan kalabalıkları halk düşmanı örgütler tuzağa düşürebilir, devlet güçleri de halkı bu tuzaklardan korumakta yetersiz kalabilirdi. Bu endişe yüreklerimizde hep yatmaktadır ve pek de sebepsiz değildir.
Çünkü sivil örgütler kitlelere terörizm karşısında ortak değerlerin şemsiyesini açamıyor. Yığınlar, iç politik menfaatler doğrultusunda kışkırtılabiliyor. Teröre karşı köpüren nefret ve öfke iktidara ve hatta rejime yöneltilebiliyor.
Askeri darbeler hep teröre karşı kabaran toplumsal duyguların iyi yönetilememesi ve yatağından kasıtlı olarak saptırılmasının ardından gelmedi mi? Önce iktidar Bütün yurtseverlerin sorumluluk almaları ve kendilerini aşmaları gerekiyor artık. Bunun için öncelikle iktidarların laik demokratik rejime bağlılığından kimsenin şüphe duymayacağı bir güven ortamına ihtiyaç bulunuyor.
AKP iktidarı somut bir biçimde suçlanmayı hak etmese bile tam bir güveni de henüz hak etmiş değildir. Hükümetin kadrolaşma, üniversite, türban ve devlet protokolunda uyguladığı politika tercihleri, dinsel cemaatçi taleplerin güdümünden kurtulmuş görünmüyor.
Toplum belki ama devlet, dinsel cemaatler topluluğu olamaz. Millet, hukuku ve anayasasıyla ortak bir ulusal devletin üyeleridir. İktidar değişse bile devletin bu karakteri değişemez.
AKP milleti teröre ve her türlü demokrasi dışı tehdide karşı bütünleştirmek istiyorsa, gölgelerinden arınmayı sağlayacak cesareti göstermek zorundadır. Halkın hak ve özgürlüklerini kullanmakta gösterdiği yetersizliğin özrü ancak böyle ortadan kalkabilir!
Kıskandıran bütünlük
Terör saldırılarını İspanya tek yürek olup lanetledi. Sekiz milyon insan mitinglerde kenetlendi. İki yüz insanın ölümüne sebep olan saldırılar etnik bölücülüğün yerel örgütü ETA'dan mı, yoksa insanlığı dinler savaşının karanlığına çekmek isteyen El Kaide'den mi geldi; bu henüz kesin bilinmiyor
Haberin Devamı

