Kısır ve sıkıcı

Haberin Devamı

Meclis’teki grup toplantılarını dün “Bu zahmet ne işe yarıyor acaba?” sorusuna cevap arayarak izledim.

Halkın bilgi olarak yararlanabileceği pek az şey işittim.

Düşmanca duygular havayı zehirlemişti yine. Yoğun bir “Sen şöylesin, sen böylesin” edebiyatı, sıfır saygı, sıfır sevgi.

Arada bir nükte, gülümsetecek bir şaka nerede; ara ki bulasın!

Kılıçdaroğlu, geçen haftaki konuşmayı inceletmiş. Başbakan kürsüde 46 dakika kalmış, 34 kez CHP, 12 kez Kılıçdaroğlu demiş.

Türkiye’yi bilmeyen biri gelip TV’leri izlese CHP’yi iktidar, AKP’yi de ezilen muhalefet zanneder.

Dün Tayyip Erdoğan CHP liderine tuhaf öneriler yapıyordu:

Nedenini anlamak zor ama “CHP gitsin, aynı zihniyeti paylaştığı (Suriye) Baas partisine destek versin” dedi.

Amerikalı yazar Paul Auster’la Kılıçdaroğlu’nun İsrail’e gitmelerini tavsiye ettikten sonra “Gazze’yi gören tepede birlikte piknik yapsınlar” dedi.

Orada da durmadı “Git Danimarka’ya Roj TV’yi de savun” dedi.

Başbakan’ın taktiği

Tayyip Erdoğan’a kimsenin akıl verecek hali yok. Son rakamlar AKP’nin seçimden bu yana oylarını 5 puan artırdığını, CHP ile MHP’nin gerilediğini gösteriyor.

Başbakan’ın derdi de örnek bir demokrasi sergilemek değil, her imkânı zorlayarak oylarını artırmaktır.

Devamlı hücum oynayarak, bağırarak adeta savaş hali gerginliği yaratarak seçmen tabanını diri tutmayı becerdiği ortadadır.

Başbakan’ın grup toplantılarını daha bilgi ağırlıklı ve eleştiriye daha açık bir havaya dönüştürmesi ihtimali fazla değildir.

Peki siyasetin zirvesindeki ikili “temcit pilâvı” bıkkınlığı mı verecek?

Demokrasinin gücü, eleştiri kanallarının açık olmasından gelir. Bizde sorun var. Eleştiren gazeteci veya bilim adamı olmuş fark etmiyor; doğrudan devlet terörüne hedef oluyor. Dün bunu gördük.

Ana muhalefetin önemi artmıştır.

Kılıçdaroğlu’nun daha yaratıcı olması gerekiyor.

CHP lideri dün Uludere faciasına yol açan istihbaratın kaynağını sordu ve Deniz Feneri’ni unutturmayacaklarını söyledi.

CHP liderine tavsiye

Bunlar yerinde ısrarlar ama Kılıçdaroğlu artık fark yaratmalı, hiçbir tahrike kapılmayan, aradığı gerçeğe sabırla yürüyen bir görev adamı rolünü oynamalıdır.

O zaman Başbakan Erdoğan, CHP ne derse desin kendi bildiğini okumaya devam edemeyecektir.

Mesela Kılıçdaroğlu Suriye konusunda iktidarın geleneksel dış politikamıza ters adım atmaması için çağrıda bulunabilirdi dün.

Türkiye’nin bölgede mezhep temelinde oluşan bloklardan birine angaje olduğuna dair artan yorumların hesabını sorabilirdi.

Sonra Deniz Feneri rezaleti...

Merhamet dolandırıcılığının Türkiye ayağını soruşturan üç savcı görevden alındı şimdi nasıl yürüyecek bu dava?

Alman mahkemesi asıl faillerin Türkiye’de olduklarına karar verdi. Türk yargısı görevini yapmazsa ne olacak?

Frankfurt mahkemesinin hâkimi Klaus Wienz bunun cevabını Gazeteport’a verdi:

“Türk Savcıların görevden alınmasını değerlendireceğiz. Eğer dava açılması şartlarının Türkiye’de olmadığı kanısına varılırsa asıl faillere yönelik soruşturma ve kovuşturmanın Almanya’da yürütülmesi kararının alınması muhtemel olur!”

Kimse şüphe etmesin, böyle bir son Amerikalı yazar Paul Auster’ın Türkiye’ye gelmeme sebebinden daha az onur kırıcı bir durum değildir.

Siyasetçiler arasındaki tartışma kalitesini yükseltmek zorundayız!

DİĞER YENİ YAZILAR