Başbakan açık konuşmalı. Mesaj gönderdiği adresler açık olmalı. Herkes anlamalı...
MÜSİAD kongresindeki konuşması, bilinenlerin tekrarı olsa da iki konu, üstünde durulmaya değecek önemdeydi. Yanlışları ortaya çıkaracaksa tartışılması yararlı olur.
Erdoğan, Türkiye’deki yabancı yatırımlarda bu yıl görülen düşüş nedeniyle bazılarının “zevkten dört köşe” olduklarını iddia ederek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bana gelen firmalar ‘Ne oluyor?’ diye soruyorlar. Sermaye ürkektir, acaba neden korkuyorlar?”
Kendisinin de bildiği gibi Türkiye eskisi kadar istikrarlı görünmüyor. Sebep budur. Peki sorumlusu?..
Suçlu aramasın
Başbakana göre “Dünyaya sağır, dünyaya kör, gelişmelerden haberi olmayan, kuyu kazmakla, engel çıkarmakla, başaranların altını oymakla meşgul” bazı güçler sorumludur bozulmadan.
Bu teşhise umarız samimiyetle inanmıyordur.
Kapatma davasının yarattığı tereddüt ortamına işaret ederek mahkemeyi etkilemek istiyor olabilir mi?.. Eğer öyleyse çabasının bir an için AKP’yi kapanmaktan korusa bile yabancı sermayenin aradığı istikrarı geri getirmeceğini bilmesi gerekir.
Kapatma davası bir sonuçtur. O sonucu yaratan sebep AKP’nin 22 Temmuz seçiminde elde ettiği büyük başarıyı taşıyacak basirete sahip olamaması, siyasi ve ekonomik istikrarı pekiştirmekte yararlanacağı güçlü iktidar fırsatını rejimin temel değerleriyle kavgaya girerek heba etmesi, rezil etmesidir!
Bardağı kim taşırdı?
Başbakan, bu sorumsuzluğun günahından hayali bozguncular üreterek kurtulacağını sanıyorsa sadece kendini kandırır.
İstikrarı AKP hakkındaki kapatma davasının bozduğunu herkes biliyor. Ama bardağı kimin doldurup taşırdığını da biliyor.
Başbakan, davalı bir partinin lideri olduğunu unutmamalı. Hem suçlu hem güçlü görüntüsü sempatik olmadığı gibi sorun çözücü de değildir!
Gelelim ikinci konuya...
Manken Aysun Kayacı’nın “Benim oyumla dağdaki çobanın oyu bir mi sayılacak?” itirazında keşfettiği altın madenini Başbakan dün de işlemeye devam etti.
“Eğer oy vermedeki eşitliği vatandaşın elinden alırsanız orada demokrasiden, demokrasinin hiçbir çeşidinden bahsedilemez” dedi.
Manken Kayacı’nın yaptığı yanlışı istismar etmek belki yoksul ve cahil seçmen yığınlarının kalbini ve oylarını AKP’ye kazandırabilir -ki bunu çok iyi yapıyorlar- ama bu yoldan varılacak sonuç demokrasimizin kalitesini yükseltemez.
Eşit oyu savunurken bir milletvekili için İstanbul’da 105 bin oy isteyen seçim sistemimizin Bayburt’ta 26 bin oyu yeterli gördüğünü, bunun yanında benzersiz büyüklükteki baraj yüzünden her seçimde milyonlarca oyun çöpe gittiğini, tek çözümün dar bölgeli iki turlu seçim olduğunu bilmiyor mu?
Biliyor ama politikacılık yapıyor. Biraz da devlet adamlığına özense ne kadar iyi olurdu!
Kısır siyaset
Haberin Devamı

