Danıştay YÖK’ün üniversiteye girişte katsayı farkını kaldıran kararının yürütmesini durdurdu.
Danıştay 8. Dairesi kararı oybirliği ile aldı.
İktidar sözcülerinin gürültüsüne bakmayın kanunları bilen, eğitim sisteminin dayandığı ilke ve kurallara yabancı olmayan herkes bu işin böyle biteceğini baştan tahmin etmişti.
“Bu değişiklik yargıdan döner” diyenlere kulak asmayanlar, şimdi yeni uygulamadan yararlanarak üniversiteye giren binlerce gencin vebalini nasıl taşıyacak bakalım?
Durduk yerde karmaşa yaratılmıştır.
Bu gençler girdikleri fakültelerden çıkarılacak mı şimdi? Harcanan paralar emekler, o hayaller ne olacak?
Mağdur olanlar sorumlular aleyhine tazminat davaları açmalıdır.
Din sömürüsüne dayalı siyaset rantları uğruna gençlerin kaderi ile oynayanlar belki ceza görürler de ibret olur!
Popülizm siyasetçilerimizin bağımlılığıdır. Hepimiz biliyoruz; YÖK devletin bağımsız kurumu olarak değil iktidarın uzvu gibi çalışıyor.
Katsayı farkını kaldıran karar iktidarın imam hatip mezunlarına verdiği sözü yerine getirmek için alınmıştır.
Amaç sahiden meslek lisesi mezunlarının önünü açmak olsa otoriteler yolunu gösteriyor:
Çözüm meslek liselerini sayıca ve kalite olarak artırmak, böylece meslek yüksek okullarına gidecek yeteneği kazanmış gençlerin çoğalmasını sağlamaktır.
Ama iktidarın derdi Arap bacının takıntısı örneği bir çift kırmızı pabuçtur.
Yani biri türban yasağını, öteki imam hatiplerin katsayı engelini kaldırmak...
Bu yoldan giderek devlet kadrolarını din eğitiminden gelmiş hâkimler, savcılar, mühendisler, doktorlar, maliyeciler ile doldurmaktır.
Şimdiye kadar bu amaca şöyle bir kurnazlıkla yürüdüler: Diyanet İşleri’ne ihtiyacın üzerinde eleman aldılar, sonra onları öteki kurumlara transfer ettiler.
Danıştay’ın durdurma kararı, iktidarı bir süre daha bu “babadan kalma usulü sürdürme”ye mecbur edecektir!
Gerçeğe dönelim!
Başbakan “Dünyada en az işsizlik olan ülkelerdeniz” diyor ama bakmayın.
Türkiye, işsizliğin tüm acıları ile en yaygın olarak yaşandığı ülkedir.
Son resmi açıklama ülkedeki işsiz sayısının 3,5 milyona ulaştığını gösterdi.
Keşke gerçek rakam bu olsa.
Biliyoruz ki bir o kadar vatandaşımız da umudunu kaybettiği için iş aramaktan vazgeçmiş durumdadır.
Hayatın en katlanılmaz yoksunluğu ve yoksulluğu işsiz kalmaktır. Sosyal devletin birinci görevi vatandaşını onuru ile yaşatacak bir işe sahip kılmaktır.
Sadakaya muhtaç hale getirdikten sonra ona kömür ve erzak yardımı yapmak değil!
Halkbank’ın alacağı 1250 personel için açtığı sınava 300 bin başvurunun olması işsizlik sorununun korkutucu boyutlarını ortaya koyması bakımından dikkat çekicidir.
Ayda 750 lira alacağı bir iş için çoğu üniversite bitirmiş 300 bin genç yarışıyor şu anda.
Peki kazananlar mutlu insanlar sınıfına mı terfi edecekler? Hayır..
Dün iki milyon dolayında kamu çalışanı yoksulluk sınırındaki gelirlerine 100 liralık bir artışı dahi çok gören hükümeti uyarmak için iş bırakma eylemi yaptı.
İktidar gözünü açmalı ve çatışma yaratan hayaletler üreterek halkı oyalamaktan vazgeçmeli artık.
Gerçek sorun istihdam yaratmak ve artan geliri adaletli olarak bölüşmektir.
Ülkeyi umutsuzlukla mutsuzluğun işgalinden kurtarmanın başka yolu yok!
Kırmızı pabuç
Haberin Devamı

