Kırmızı pabuç

Haberin Devamı

Üniversiteye öğrenci seçme ve yerleştirme sisteminin değişeceğini herkes biliyor.
Prof. Yusuf Ziya Özcan’ın YÖK Başkanı yapılmasının sebebi de zaten bu!
Yürürlükteki sınav düzeni iyi ve adil çalışmıyor ama değiştirilmesine de yıllardır izin verilmiyor. Bunun sebebi, siyasal İslâm’ın önünü kesmek.
AKP iktidarının gizlemediği iki amacı imam hatipler önündeki engelleri kaldırmak ve türbanlı öğrencilerin üniversiteye girmelerini sağlamaktır.
Tabii son hedef, eğitim birliği ilkesini delerek laik eğitime paralel din temelli eğitim alternatifini geliştirmek ve kadrolaşmayı hızla tamamlamaktır.
YÖK Başkanı Özcan dün ÖSS’de yapmayı düşündükleri değişiklikler konusunda açıklamalarda bulundu.
Bir yandan Milli Eğitim Bakanlığı öte yandan YÖK ayrı ayrı çözümler üretiyorlarmış. Bu çalışmalar belli bir olgunluğa ulaştıktan sonra birleştirilerek sonuçlandırılacakmış.
Olayın teknik ayrıntıları ile ilgilenenler haberi okudukları zaman aradıkları cevapları bulacaklardır.
Ama buraya YÖK Başkanı Özcan’ın “Ne alan kalacak ne katsayı; hepsi gidiyor” sözlerini aktarmak maksadı açıklamaya yeterli olmaktadır.
Ne alan, ne katsayı; hepsini kaldırmak AKP’nin hayalidir ve bu hedefe iktidar partisi ilk hamlesini dört yıl önce yapmıştır. Şunu iyi biliyorum ki Başbakan Erdoğan zamanın YÖK Başkanı Prof. Teziç’e şunu söylemiştir:
AKP’nin takıntısı...
“Yüksek Öğretim Yasası’nı istediğiniz gibi değiştirin, düzenleyin; söz veriyorum meclisten geçireceğim. 160 maddenin 158’ine dokunmayacağımızı garanti ederim.
Katsayı ve türbanla ilgili iki madde koyarız biz. Geri kalan sizin işiniz. Bu çocuklar (imam hatipliler) okusunlar hocam...”
YÖK’ün son yıllardaki direnişi, tamamiyle AKP iktidarına güvensizlikten beslenmiştir.
İktidarın reform etiketli tüm hamleleri güvensizliğin duvarına çarpmış, her hamlenin altında türban ve imam hatip tuzağı aranmış, çoğunda da bulunmuştur.
Bakanlığın derdi eğitim değildir, yeni YÖK’ün derdi üniversite değildir. Onları türban ve imam hatip meseleleri yaşatıyor ve birleştiriyor.
On sekizinci yüzyılın Osmanlı sadrazamlarından Şair Koca Ragıp Paşa gece konağında çalışırken Arap dadı kapıyı aralayıp içeri süzülmüş.
“Paşa Hazretleri” demiş “Biz yarın küçük hanımefendi ile Göksu’ya gezintiye gideceğiz. Acaba pembe maşlâhı mı yoksa filizîyi mi giysem? Hangisi bana daha çok yakışır?”
Rafıp Paşa lâ havle çekip pembeleri önermiş. Bunun üzerine Arap dadı çıkarken “Öyle ise yarın sabah bir çift kırmızı pabuç isterim” demiş.
Paşa da “Yarabbi, şu Arap’ın aklını bir gecelik bana ver de rahat bir uyku uyuyayım” diye yakarmış arkasından “Benim derdim devleti ayakta tutmak, Arap’ın derdi ise kırmızı pabuç!”
Keşke iktidarın tutkusu da Arap dadı kadar masum olsaydı...

DİĞER YENİ YAZILAR