AKP'li yerel yönetimlerin içki takıntıları, Türk turizmindeki yükseliş çizgisini kıran bir başlangıç olmuştu.
Kentlerde içkili lokantaların toplanacağı "kırmızı bölge"ler yalnız haritaları değil, Türk turiziminin yabancı ülkelerdeki görüntüsünü ve rekabet gücünü de lekeledi.
Yabancı medyada bu durum, iktidarın topluma İslâmi yaşam biçimi dayattığı şeklinde yorumlandı. Türk turizmine zarar vereceği yazılıp çizilince AKP liderliği tepkilerden etkilenerek belediyelerin yaygınlaşmaya yüz tutan icraatını frenlemek zorunda kaldı.
Şimdi ülke yavaş yavaş genel seçim havasına girerken acaba "atış serbest" icazeti mi çıktı? İçki takıntısı yeniden atağa mı kalkıyor?
İstanbul'un Fatih Belediyesi "Umuma açık iş yerlerine ruhsat verilmesi" işlemlerini yeni esaslara bağlarken içkili lokanta, içkili gazino, diskotek, bar, hatta internet kafe ve kahvehane gibi iş yerlerinin açılma ve devir şartlarını ağırlaştırdı.
Bu adım açık açık "içki haram" gerekçesine dayanmıyor, Fatih Belediyesi sınırlarında sayıları 600'e varan bu iş yerlerinin "suç odağı" haline gelmeye başladığı bahanesini kullanıyor.
Elbette yerel yönetimler bir dereceye kadar alkolizmle mücadele misyonu üstlenebilirler. İçkili yerlerin bölge asayişine olumsuz tesirleri olmasın diye tedbir üretebilirler.
Ama bu gayretler, ekmeğini bu tür iş yerlerinden çıkaranlara haksızlığa dönüşmemeli, hele hele içkisini efendice içen, eğlenen insanları "zındık" ve potansiyel suçlu olarak görme yanlışına asla saplanmamalıdır.
Neyse, son sözü biz değil de, baskıcı otoriteye ve gerici kafaya keskin hicivleriyle bir ömür kök söktüren Neyzen Tevfik söylesin:
Rakı, şarap içiyorsam sana ne?
Yoksa sana bir zararı, içerim.
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem, sarhoşken de geçerim.
Bu çile bitsin artık!
Hazine bonosu aldıklarını zannederken İmar Bankası 'nda paraları buhar olan 22 bin ailenin cehennem azabı bir türlü bitmiyor.
Ankara 10. İdare Mahkemesi'nin aldığı karar, ümitlerini kaybeden bonozedelere yeniden hayat vermiştir. Ama bu mağdur insanları sürekli yokuşa süren gizli güç nihayet boyun eğecek midir; bunu bilmiyoruz.
Mahkeme, Hazine bonosu alan bir vatandaşa parasının faizi ile birlikte geri ödenmesine karar verdi. Karar, öteki bono mağdurları için de emsal olacak.
Zaten vicdanın gösterdiği doğruyu mahkeme onaylamıştır.
Devletin hizmet kusuru nedeniyle dolandırılan ve haklılıkları bir örnek davada yargı tarafından da teslim edilen 22 bin mağduru yeni bahanelerle bekletmenin arük hiçbir meşru mazereti kalmamıştır.
İktidar ödeme yapmadan geçecek her günü kazanç sayma yanlışına düşmemelidir.
Zaten bunu şimdiye kadar fazlasıyla yaptı.
Bonozedelere çektirdikleri, bu iktidarın en büyük günahıdır!
Kırmızı kafa!
AKP'li yerel yönetimlerin içki takıntıları, Türk turizmindeki yükseliş çizgisini kıran bir başlangıç olmuştu...
Haberin Devamı

