Kirli ellerle temizlik olmaz

AKP iktidarı dış politikada ve AB yolunda cesur hamleler yapıyor. Çok da iyi yapıyor

Haberin Devamı

AKP iktidarı dış politikada ve AB yolunda cesur hamleler yapıyor. Çok da iyi yapıyor.

Çünkü "ne kadar ileri gidilebileceğini sadece fazla ileri gitme riskini göze alanlar öğrenebilir".. Ve hayat cesareti daima ödüllendirir..

Ama merak ediyorum, devlet ve millet adına büyük riskleri göze alabilen iktidar partisi yöneticileri, aynı cesareti niçin kendilerini riske atarak çözecekleri meselelerde gösteremiyorlar?

Yolsuzluklar Türkiye'nin en önemli meselesidir. Geçmişe dönük hesap sormak elbette önemli ama geleceği de güvence altına almak şartı ile..

Yolsuzlukların siyasi ayağı izlenmediği ve yargıdan kaçırılmaya devam ettiği sürece yeni yasalar, el koymalar, meydan okumalar dünkü DYP bildirisinde denildiği gibi "siyasi şov" olmaktan ileri gidemeyecektir.

Bakan ne diyecek?
Meclis'te 120'yi aşkın AKP milletvekiline ve Başbakan Erdoğan'a ait soruşturma dosyası sümen altında bekletiliyor. İktidar "yargıya güven duymadığı"nı öne sürerek işlemleri dönem sonuna kadar donduruyor.
DYP bu bahaneyi şöyle tercüme etti:

"Hele durun, şu dokunulmazlık şemsiyesi altında biz de biraz küpümüzü dolduralım!"

Dün CHP, yolsuzlukla suçladığı Maliye Bakanı Unakıtan'ı istifaya çağırdı.

Bakan'ın oğlu devlete ait gizli bir bilgiyi kullanarak büyük ticari kazanç sağlamakla suçlanıyor.

Geçen yıl oğul Unakıtan ülkenin bir yıllık ihtiyacına denk miktarda (4 bin ton) çerezlik mısır ithal etmiş, hemen ardından gümrük vergisi bir kat artırıldığı için yüzde 40 kâr elde etmiş.

CHP haklı olarak suçluyor ve soruyor:

"Oğlu ithal ediyor, babası vergiyi artırıyor ve kâr birden ikiye katlanıyor. Hani siz yolsuzluklarla uğraşacaktınız?"

Zırh değil kambur
Yolsuzlukla savaş ameliyata benzer. Operatörler temiz olmak zorundadır. Gandi "Nasıl bir dünya istiyorsan öyle ol" demiş.

Kendini yargı denetimine kapamış bir iktidar belki intikam alabilir ama yolsuzluğun önünü alamaz. Haramilik, kendi şemsiyesi altında daha bile cüret kazanabilir.

İşte son örneği: Çocuklanmızı emanet ettiğimiz eğitimcilerin vakfında (Milli Eğitim Vakfı) yığınla yolsuzluk saptandı.

Bugünkü manşetimizde okuyacağınız gibi suiistimal, israf, kayırma diz boyu. Tam bir bal tutanlar ortaklığı..

Milli Eğitim Bakanı'nın, yolsuzluk raporunu doğrudan savcılığa göndermesi olumlu bir karardır. Demek ki vakıf yöneticilerini gönderdikleri mahkemelerin adaletine güveniyorlar.

Peki kendilerinden hesap sorulması söz konusu olduğunda niye yalpalıyorlar?

Çünkü yargıya değil asıl kendilerine güvenmiyorlar.

Dokunulmazlık zırh değil kamburdur artık. İktidar bu kamburdan kurtulsun!

DİĞER YENİ YAZILAR