Adalet ve özgürlük değerleri ile yücelmiş Fransız Meclisi’ni iki gün sonra göreceğiz...
Bakalım geçmişine lâyık bir duruş mu sergileyecek yoksa siyasi sahtekârlığın çamuruna mı yuvarlanacak?
Şu anda bir avuç Türk bilim adamı, siyasetçi ve iş adamı, utandıracak bir karar almaktan vazgeçirmek için Fransız siyasetçileri ikna etmeye çalışıyor.
Fransa Meclisi 2001 yılında soykırım iddiasını kabul etti. Daha sonra inkârına ceza yaptırımı getiren yasayı çıkarmaya çalıştı.
Şimdiye kadar bilim namusu ahlâksızlığın önünü kesmeyi başardı.
Ama bu defa Sarkozy 250 bin Ermeni oyunu her halükârda istiyor. Ve seçime de altı ay kaldığı için Ermenilere verdiği sözden dönüp bunu unutturması kolay değil.
Adaletin, bilimin, namusun tecavüz tehlikesine bu kadar yakın ve açık olduğu bir dönem pek az yaşanmıştır.
Teklif 2006 yılında Meclis’e geldiğinde Fransız tarihçilerin itirazı çok güçlü çıkmıştı. Sarkozy o zaman İçişleri Bakanı idi ve tarihin tarihçilere bırakılması fikrini o da savunuyordu.
Ermenistan’a gitti sapıttı!
Şimdi onun kılavuzluğundaki Fransız Meclisi, hem tarihçilerin hem de hâkimlerin işini üstlenecek, böylelikle mirasçısı olduğu değerlere ihanet suçu işleyecektir.
Çünkü “soykırım olmadı” diyenleri mahkûm etmek sadece ifade özgürlüğünü katletmek değil, bilimsel araştırmaların da önünü tıkamak demektir.
Böyle bir suçu, ancak gerçeği istemeyenler karanlıkta iş çevirenler işleyebilir.
Sarkozy burada duramaz; önerim şu...
Ermenistan’ın ilk Başbakanı Kaçaznuni’nin 1923’te Bükreş’te toplanan Taşnak konferansında yaptığı konuşmayı araştırmacı Mehmet Perinçek, Rusya’daki devlet arşivlerinde bulup çıkardı.
Kaçaznuni özetle şunu diyor:
“İtilaf devletleri bizi hep Anadolu’da bir Ermenistan hayaliyle kandırdı. Bu boş hayale kapılarak Taşnak çeteleri kurup 7 cephede savaşan Osmanlı ordularına silâh ve mühimmat götüren birliklere saldırdık. Sonuçta İtilaf devletleri sözlerini tutmadılar. Biz de Osmanlı’ya ihanetimizin bedelini tehcirle ödedik!”
Bu rapor kitap oldu, çevrildi ve Fransızca olarak da basıldı.
Sarkozy hazır elini kirletmişken bu kitabı ve bundan sonra çıkacak benzerlerini yakıp yok edebilir. Yoldan çıkmıştır nasılsa.
Faşistliğin azı çoğu olmaz. Faşist faşisttir!
Çankaya ile dans
Muhalefet partileri, Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmasında maden buldu!
Başbakan Erdoğan’ın “Süre 7 yıl” açıklamasından sonra bütün partiler iktidar karşısında tek vücut oldular.
Sürenin 5 yıl olmasını, Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından 2012’de seçilmesini istiyorlar.
Hangi tezin daha doğru olduğunu aramak boşuna zahmettir.
Hiçbiri sağlam bir temele oturmuyor.
Başbakan 5 de diyebilirdi.
Nitekim kararını açıklamakta bu kadar geç kalmasının nedeni “Ne olur ne olmaz” tedbiri değil mi?
Hiç şüpheniz olması ki 5 demiş olsaydı muhalefet büyük bir ihtimalle Gül’ün Çankaya’da 7 yıl oturması gerektiğini savunuyor olacaktı.
Peki şimdi ne olacak?
Muhalefet yargıya güvenmeyeceği için hukuk değil siyaset yolunu zorlayacak, Cumhurbaşkanı’nın meşruiyeti üstünde sürekli şüphe ve tartışma üretecektir.
Hedef, makamın haysiyetine zarar verilmesine razı olmayacağı tahmin edilen Abdullah Gül’ü istifaya zorlamak olacaktır.
Ama dikkat... Mağdur yaratma kabiliyeti yüksek olan bu silâh geri teper mi; kullanıcıları iyi hesap yapmalı!
Kirli baykuş
Haberin Devamı

