Sokakları güven vermeyen bir ülkenin vatandaşları zengin de olsa mutlu olamaz.
Biz ne yapacağız?
Çünkü Türkiye zengin olmadığı gibi işsizlik ve fakirliğin tahrik ettiği suçlar yüzünden kendine özgü kanunların egemen olduğu ormanlara benziyor.
Kadınlar tecavüze uğruyor, kapkaç çeteleri cirit atıyor, trafik magandaları deşhet saçıyor. Geçen gün çıkan bir haberi okumuşsunuzdur; bir sürücü trafiği tıkayan önündeki aracı uyarmak için klakson çalmış ve cevabını iki kurşunla almış. Şiddet öğesi kullanan güldürü filmi gibi..
Uyarı: Düt düt!..
Cevap: Dan dan!..
Dün Emniyet Genel Müdürlüğü'nün suç istatistikleri açıklandı. 2004'te asayişi etkileyen olay adedi bir önceki yıla oranla yüzde on artmış. 16 bin 790 kapkaç (artış yüzde 31), 4.259 gasp suçu (artış yüzde 35) işlenmiş.
Cerrah'ın alarmı..
Biz geçen hafta, dünyanın hemen tüm metropollerindeki gibi iki resmi polisten oluşan yaya devriye hizmetinin Türkiye'de de başlatılmasını önermiş, çünkü bunun halka güven duygusu verirken suçlular üstünde caydırıcı etki uyandıracağını söylemiştik.
Dünkü açıklamaya göre Emniyet Müdürlükleri bünyesinde birer "Sokak Suçlarını Önleme Büro Amirliği" kurulacak. Bu birim, son yıllarda hızla artan kapkaç, yankesicilik gibi sokak suçları ile mücadele edecek.
Asayiş için yapılan her yatırımdan fayda umacak bir duruma düştü kentler. Ama biz, önleyici etkiyi arttıracak devriye hizmetinin ihmal edilmemesi noktasında ısrar ediyoruz.
Geçen hafta İstanbul Emniyet Müdürü Cerrah'ın verdiği Nisan ayı vadeli alarm bu arada gürültüye gitti. Cerrah şöyle diyordu:
"Benim tavsiyem, Nisan ayında yürürlüğe girecek Ceza Muhakemeleri Kanunu'nu bütün herkesin okuması.. Nisan ayından sonra bizi daha çok suçlamaya girmemeniz için bu yasayı çok iyi okumanızı tavsiye ederim.."
Böyle seçim olmaz..
Uyarının Türkçesi şudur: "Yasa polisin yetkilerini daralttı. Nisan ayından sonra bugünleri bile arayacaksınız!"
Reformlar, Türkiye'deki insan hakları kalitesini Avrupa normlarına yükseltmek amacıyla yapıldı. Şimdi bir polis müdürü çıkıp "Ya özgürlük ya güvenlik., insan hakları normları yükseldiği için güvenlik zaafiyeti artacak" diyemez.
Ama bu mesaj açıkça verilmiştir. Halk "kırk katır mı, kırk satır mı?" seçimine muhatap edilmiştir.
Biz hem hak ve özgürlük hem güvenlik istiyoruz. Parçası olmaya çalıştığımız AB toplumları bunu başarmıştır, biz de başarmak zorundayız. Çare reformları geriletmek değil, polisin imkân ve kabiliyetlerini geliştirmek, polis devleti olmadan asayişi sağlamaktır.
İktidar polisin kadro ve teknik donanım ihtiyaçlarını karşılamalı, polis örgütü de falakaya başvurmadan güvenlik sağlamayı öğrenmelidir. Çünkü hayat oyunu her zaman iyi bir ele sahip olmak değil, daha çok kötü bir eli iyi oynamaktır!
Kırk katır-Kırk satır
Sokakları güven vermeyen bir ülkenin vatandaşları zengin de olsa mutlu olamaz
Haberin Devamı

