Hayatı biraz da olduğu gibi yaşamak lâzım. Her tartışmadan mesele çıkarmaya bayılıyoruz.
Bu huy kanaat önderlerinin alışkanlığı olduğu için sorun çözemiyoruz. Dalaşıyoruz ve yeni sorunlar üretiyoruz.
Geçen gün bindiğim bir taksinin şoförü, PKK terörünü bitirme projesinin renkli unsurlarından olan “akil adamlar” meselesini alaya alıyordu:
“Ağabey duymuşsundur; bir deli kuyuya bir taş atmış, 40 akıllı çıkaramamış. Demek ki akil adamlar komisyonunu 41 üyeden az tutmamak lâzım!”
CHP lideri Kılıçdaroğlu dünkü grup konuşmasında Başbakan Erdoğan’ı “76 milyonu Öcalan’ın ağzından çıkacak sözlere mahkûm ettiği için” yeriyordu.
Bizzat konuştuğu AKP’li milletvekillerinin bile olan bitenin farkında olmadıklarını öne sürüyordu.
Kılıçdaroğlu meselenin derininde demokrasi arızası olduğunu savunarak öneriler sıraladı.
Demokrasi kalitesi
Bazı TV’ler bu önerileri “CHP’nin sürece katkıda bulunmak için öne sürdüğü şartlar” diye değerlendirdi.
Hiç fark etmez. “Üzümünü ye, bağını sorma” demişler.
İktidar CHP liderinin önerilerinden etkilenip bir tanesini bile yerine getirse kazanç olur.
Demokratik her adım, PKK terörünü bitirme sürecine, liderlerin birbirlerine lâyık gördükleri hakaret ve iftiralardan daha etkili ve anlamlı katkıdır.
Çünkü CHP son derece haklı istekler öne sürmüştür. Herhangi bir siyasi çıkar grubuna menfaat sağlama amacı yoktur önerilerde.
Tümü demokrasinin kalitesini yükseltecek isteklerdir.
Gazeteciler cezaevi
Özel Yetkili Mahkemeler’i kaldırmak örselenmiş demokrasi ve adalet anlayışını kurtarmak için belki son fırsattır.
Bu mahkemeleri “devlet içinde devlet” diyecek kadar kötüleyen, o mahkemeleri ideolojik amaçları için kullanan Başbakan’ın kendisidir.
Hapisteki milletvekilleri ve gazeteciler uzun tutukluluklar, lider sultasına sebep olan seçim düzeni, kullanılamayan demokratik gösteri hakları, benzersiz seçim barajı, patronları tehdit edilerek uzaktan yönetilen medya...
Muhalefet söylüyor diye iktidarın bu uyarıları kulak arkası etmesi marifet değildir.
İtibarlı Times gazetesi dünkü başyazısını Türkiye’ye ayırdı. Ankara’nın tek adamcı bir yaklaşımı giderek daha fazla benimsediğini öne sürerek şu tespiti yaptı:
“Ankara dünyanın büyük gazeteci cezaevini kurdu!”
Bu kötü şöhretten çabucak kurtulmalıyız.
Kırk akıllı yetmez...
Haberin Devamı

