Halkın en büyük özlemi "temiz toplum" hedefine ulaşmak.. Öyle bir özlem ki bu, seçim sandığında tufan olup kirlilikten sorumlu tutulan yığınla partiyi silip süpürmüştür.
Ülkenin yolsuzlukla özdeşleşen kötü kaderi üstünde "değiştirici güçlü bir etki" yaratacağı taahhüdü, bu toz duman içinde yaşını doldurmamış bir partiyi, AKP'yi tek başına iktidara getirmiştir.
Peki ne oldu?. Rüşvet ve yolsuzluk kanamasını durdurarak temiz bir geleceği garanti edecek hukuk ve zihniyet devrimi mi gerçekleşti? Hayır..
Tayyip Erdoğan milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılacağı vaadini tutmadı. Tutmadığı gibi arkadaşları arasından, milletvekili sıfatını kaybettikten sonra da dokunulmazlıklarının ömür boyu devam etmesini talep edenler çıktı.
Teselli armağanı gibi
İşte bu yüzden bir hukuk devletinde olağan sayılacak adımları büyük takdir duyguları ile alkışlıyoruz. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı'nın yargılanmasına Genelkurmay Başkanlığı'nın izin vermesi bizi mutlu ediyor ve umutlandırıyor.
Ama bunlar boş avunmalardır.
"Böyle gelmiş, böyle gider" duygusunu yıkacak bir devrim gerçekleşmediği sürece bu türden faziletli ve cesur adımların örnek alınarak yaygınlaşacağını beklemek hayaldir.
Toplum, iyi örnekleri duyuyor ve alkışlıyor ama soruşturma izni verilmemiş yolsuzluk iddialarının tümünden haberdar olmuyor. Bu yüzden de hesabını sorup baskı uygulayamıyor.
Zaten demokratik bir toplum hafiyelik yapmak zorunda değildir. Bu görev yargınındır. Mahkeme önüne çıkmasını sağlayacak yasalar karşısında suçlanan herkesin eşitliği esas olmalıdır.
Elinizi kim tutuyor?
İktidar sözcüleri "dokunulmazlıklar kaldırılacaksa herkesin kaldırılmalı" diyor.
Doğru ama anayasayı değiştirecek çoğunluğa sahip AKP neyi, kime şikâyet ediyor?
Bu şartı kime dayatıyor?
Yapılacak şey bellidir: Anayasa'nın 129 maddesi "Kamu görevlileri hakkında işledikleri suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması idari merciin iznine bağlıdır" diyor.
Değiştirin, elinizi kim tutuyor?
Kimse kimseyi kandırmasın, artık herkes biliyor: Çünkü o zaman dokunulmazlıklarını feda edemeyen siyasetçilerin elinde hiç bir bahane kalmayacaktır.
Bir toplumun temizliğini sadece hukuk karşısında herkesin eşitliği garanti edebilir.
Hesap vermesi gereken birinin mahkemeye çıkmasını önleyebilen bir güç varsa o ülkede hukukun üstünlüğünden söz edilemez.
Temiz toplum hayali de kurulamaz!
Kimse yutmuyor!
Halkın en büyük özlemi "temiz toplum" hedefine ulaşmak.. Öyle bir özlem ki bu, seçim sandığında tufan olup kirlilikten sorumlu tutulan yığınla partiyi silip süpürmüştür
Haberin Devamı

