Yargıtay ve Danıştay’ın yeni üyelerini belirleyen seçim nedeniyle HSYK ağır eleştirilere hedef oldu.
İki yüksek mahkemeye toplam 211 üye atanması gerekiyordu.
CHP Anayasa Mahkemesi’ne iptal başvurusu yapacağını duyurduğu halde HSYK (Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) ön almak gayreti ile bu zor işlemi dört gün içinde sonuçlandırdı.
Seçimin dayandığı kriterler, iktidar tarafından kontrol edilen bir yüksek yargı oluşturma hedefi ile son derece uyumlu görünüyor.
HSYK’nın oluşumundaki değişikliğin yargıyı tümüyle iktidar kontrolü altına alma amacına hizmet edeceğini öne sürenler haklı çıkmışlardır.
Atama listesi HSYK’nın internet sitesinde gece yarısı yayınlandı.
Sabah Yargıtay Başkanı Gerçeker artık yapacak şey kalmadığını fark eden bir gerçekçilikle “Yeni seçilen arkadaşlarımız inşallah Yargıtayımıza güç katacaklar” diye iyi dileklerini açıkladı.
Bu duasına kaç hâkim ve savcının “amin” desteği verdiğini saptamak mümkün olamadı. Ama daha sonra Danıştay üyeleri Başkanları Mustafa Birden ile Anıtkabir’e çıktılar.
Atatürk ne yapsın?
Ortada Anıtkabir dışında güvenilir bir şikâyet mercii kalmadığını gösteren bu “gündem dışı ziyaret” belki Danıştay Başkanı’nı gerçekçilikte Yargıtay Başkanı Gerçeker’in önüne geçiriyordu:
“.. Büyük beklentilerle yeniden oluşturulan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yargıyı daha bağımsız, tarafsız ve teminatlı statüye taşımadığını, aksine önceki durumdan daha geriye götürdüğünü, yaptığı seçim ve atamalarla çok kısa sürede gördük.”
Danıştay Başkanı Birden’in “Ata’ya arz”ını iki kelime ile özetleyecek söz ne diye soracak olursanız cevabımız şudur:
Geçmiş olsun!
Keşke daha dikkatli olabilselerdi ama başaramamışlardır.
HSYK’nın sergilediği tercihler, iktidarın hedeflediği “bağımlı yargı”nın beklendiğinden de daha keskin biçimde yaratıldığını ortaya koymuş görünüyor.
Bir taşla iki kuş...
Mesela yüksek yargıya terfi ettirilen hâkim ve savcıların birçoğu, iktidarın önem verdiği siyasi nitelikli soruşturma ve davalarda kendilerinden beklenen rolleri başarı ile oynayanlardır.
Bu şekilde bir taşla iki kuş vurulmuştur:
İktidar hem kendi siyasetine hizmet edeni ödüllendirmiş, böylelikle geride kalanları da özendirmiş, hem de ödüllendirdiği hâkim ve savcıların şahsında yüksek yargıdaki gücünü artırmıştır.
Bu demokrasi, insan hakları ve güvenli bir gelecek adına umut verecek bir tablo değildir. Bitmedi...
İlhamını dini ideolojiden aldığı belli olan “kadın ayrımcılığı” ise bu dengesizliğe daha vahim bir boyut ekliyor.
HSYK’nın seçtiği 160 yeni Yargıtay üyesinden sadece 4’ünü, 51 Danıştay üyesinden de 2’sini kadınlar oluşturuyor.
Benzeri görülmemiş bu negatif ayrımcılık, yargıya yönelik operasyondaki siyasal İslâm etkisini açığa vuruyor.
Danıştay Başkanı Birden dün Anıtkabir özel defterine şunu da yazdı:
“Yargının siyasallaşmasının devletin temeline vereceği zarar konusunda herkesi daha dikkatli olmaya çağırıyoruz.”
İnşallah çağrıyı duyacak ve bir şeyler yapacak birileri kalmıştır!
Kimse var mı?
Haberin Devamı

