Yolsuzlukla mücadeleyi, su alan bir gemiyi batmaktan kurtarmak için harcanan çabalara benzetirim.
Türkiye bu mücadeleyi hep yapar gibi yaptı, aslında yapmadı. Meselâ gelen bütün iktidarlar her şeyden önce gemideki delikleri tıkamak gerektiği kuralına uymadılar.
O yüzden de kriminal vakalar siyasi propaganda malzemesi oldu. Her iktidar geçmiş iktidarın yolsuzlukları üstünden namus propagandası yaptı.
Meclis Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu harıl harıl çalışıyor. Eski bakanlar, zanlılar, tanıklar konuşuyor, dosyalar yığılıyor.
Bunlar yapılmasın mı?
Yapılsın ama millete gelecek için güven duygusu verilmek isteniyorsa eskisinden farklı bir anlayış ortaya konulmalı.
Milletvekili dokunulmazlığı daraltılmadığı sürece AKP samimiyetine halkı asla inandıramayacaktır.
Daha fenası bakanlarını, milletvekillerini, yani kendi iktidarını suça bulaşmaması için koruyamayacaktır.
Kirli bir göl ona dökülen lâğımlar tıkanmadıkça temizlenmez. Su alan gemi, delikleri kapanmadan boşaltılamaz, kurtarılamaz.
Önce temiz bir geleceği garanti altına al, sonra geçmişi temizle!
Başbakan Erdoğan, seçimden önce millete verdiği dokunulmazlıkları daraltma sözünü daha fazla savsaklamasın.
Yargı denetimine razı olmayan bir iktidarın temizliğine kimse inanmaz!
Şeytan ayrıntıda
Genelkurmay, Türk savaş uçaklarının bir yolcu uçağını taciz ettiğine dair Yunan iddiasını kesin olarak reddetti.
Açıklamada iddiaların Ege sorununu AB gündemine getirmeye yönelik Yunan tahrikleri olduğu belirtiliyor.
Bu karşı iddia bizce gerçeğin ta kendisidir.
Ama "söyleyenden dolayı" hanemize artı yazmayacaktır.
Bizi Atina'deki sivil politikacılar suçladı. Cevabını bizim siyasetçilerimiz değil de niçin askerimiz veriyor?
AB'yi üyelik için zorluyoruz, bir yandan da "Türkiye'de ordunun siyaset üstündeki etkisi kabul edilemez" diyen muhaliflere kendi elimizle koz veriyoruz.
Haklı olduğumuz zaman bile yöntem yanlışı yüzünden zarar görüyoruz!
Anlamlı sessizlik
TV'lerdeki güldürü programlarında bile avukatlara, doktorlara, mühendislere en küçük bir sataşma olsa meslek odaları ortalığı ayağa kaldırır.
Okumuş aydınların oluşturduğu bu meslek mensupları içinde önemli bir kesimin, yoksulluk ve açlık sınırında yaşayanlara lâyık komik vergiler verdiğine dair günlerdir haberler ve alaycı eleştiriler çıkıyor medyada.
"Mesleğimize ve üyelerimize lâf söyletmeyiz" diyen o kahramanların niçin gıkları çıkmıyor? Bu suskunluğu ikrar mı sayalım?
Hiç değilse bunun cevabını alalım.
Kimse inanmaz!
Yolsuzlukla mücadeleyi, su alan bir gemiyi batmaktan kurtarmak için harcanan çabalara benzetirim. Türkiye bu mücadeleyi hep yapar gibi yaptı, aslında yapmadı
Haberin Devamı

