Kız öğrencilerin mezuniyet kutlamalarında nasıl giyineceklerine vali mi karar verir?
Giresun Valisi bunu yaparak haddini aşmıştır.
O ne bir modacıdır ne de ahlâk polisi.
Ahlâk polislerinin zaten askılı veya mini giymiş genç kızları değil, onlara “böyle giyinmeyin” diye yasak koyan büyükleri toplayıp götürmesi gerekir!
Vali mezuniyet şenliklerinde kız öğrencilerin “eteklerinin diz kapağını örtecek boyda olmasına, kolsuz ve askılı elbise kesinlikle giydirilmemesine” dikkat edilmesi konusunda bir genelge yayınladı.
İlçe kaymakamlarına da bu yasakların takipçisi olmaları konusunda görev yükledi.
Giresun’daki müdahalenin bir istisna olması, öteki valilerden benzer bir işgüzarlığa heveslenen bulunmaması tesellidir.
Ama buna bakarak Giresun’daki olayı görmezlikten gelmemek lâzım.
Çünkü yol olur!
Mini etek ve askılı elbiseden huylanan vali bugün birken seneye 41 olur!
Dün konuya tepki gösteren okur mesajlarına hak vererek ben de iktidara yaranacağını düşündüğü için bu müdahaleye kalkışan valiyi “devletin valisi” saymama önerisini kabul ediyorum.
Böyle durumların klişesi “hükümetin valisi”dir. Ama bunu demenin de hükümete haksızlık olacağından korkuyorum.
Eğer Başbakan Erdoğan balkon konuşmalarında takiye yapmadıysa Giresun Valisi’ne “hükümetin valisi” diyemeyiz.
Çünkü Erdoğan 2007 balkonundan yaşam tercihlerine saygı duyduklarını belirerek herkesin rahat olmasını istemişti.
Geçen pazar gecesi çıktığı balkonda verdiği garantiyi daha da güçlendirdi “74 milyon vatandaşımızın yaşam tarzını, inanç ve yaşam değerlerini onurumuz, şerefimiz olarak göreceğimizden kimsenin şüphesi olmasın” dedi.
Bu taahhütler Başbakan’ı, namus sözüne saygı gösterecek bir vali bulup Giresun’a gönderme borcu altına sokuyor.
Öyle ya; vali ne devletin valisi, ne hükümetin valisi ise...
Kurtarın o zaman Giresun’u!
Açık sipariş
Fethullah Gülen’e yakınlığı ile tanınan Gülerce’nin köşesinde çıkan son yazısına yönelen tepkiler, herkes için öğreticidir.
Gülerce’nin aslında Fethullah Hoca’nın düşüncelerini yansıtan bir ayna olduğunu ilgili olan herkes biliyor.
O nedenle “12 Haziran seçimlerinin sonucu, tek başına AK Parti’nin siyasi bir başarısı olarak algılanmamalıdır... Ortada particiliği aşan bir uyanış var” diyen yazarın Gülen tarikatının katkısını hatırlattığını anlamak zor değil.
Peki yazı sadece bu övüncün yansıtılması ile sınırlı bir amaca mı hizmet ediyor?
Hayır, açık talepler de içeriyor. İşte:
“Sayın Erdoğan’ın ustalık döneminin ilk iki sınavı, yeni kabinenin teşkili ve yaklaşan Yüksek Askeri Şûra çalışmalarıdır. Ustalık döneminin başlangıcını test etme fırsatını böylece bulmuş olacağız.”
Bu ifadede tarikat kimleri bakan, kimleri komutan olarak görmek istiyor; bunların belirlendiği belli oluyor. Sadece isimler eksik.
Onun için de herhalde Başbakan’ın bir vefa borcu olarak arayıp sormasını bekliyorlar.
Yeni dönemde siyasete müdahil olmanın sınırlarını ve yöntemini yeniden düzenlemek gerekecek. Bu yapılmadığı takdirde AKP’nin elde ettiği iktidar gücü, halktaki güven duygusunun aşınmasına paralel olarak zayıflayacaktır.
AKP, ülkeyi askeri vesayetten kurtarmakla övünüyor.
Bu övüncü hak etmek istiyorsa, siyaset dışı başka bir vesayete de boyun eğmesin.
Hatta şüpheye bile meydan vermesin!
Kimin valisi?
Haberin Devamı

