Kılıçdaroğlu fark yaratmak zorunda

Haberin Devamı

Demokrasinin garanti ettiği hak ve özgürlükler bugünün dünyasında refah ve zenginlikten daha önde gelen değerlerdir.

Ama bunu her toplum takdir edebiliyor mu?
Mesela bizde iktidar yargı bağımsızlığını bitirmiş, demokrasinin temeli olan hukuku ve rejimin vicdanını yansıtan muhalefet etme özgürlüğünü yerle bir etmiştir ama yine de zarar görmüyor.

Geçen gün KONDA araştırma şirketinin genel müdürü Bekir Ağırdır, pek çok yanlışına rağmen anketlerde AKP oylarının düşmediğini söylüyordu.

Gerçekten de AB heyecanı sönmüş, reformlar durmuş, Kürt sorununa çözüm arayışı ertelenmiş, hak arama eylemleri cop ve gazla bastırılıp dağıtılmış olduğu halde, araştırmalar dünden bugüne iktidar partisinin oylarında bir azalma göstermiyor. Neden?

KONDA Genel Müdürü Ağırdır bunu “alternatif bir ütopya bulunmaması”na bağlıyor.

Bu analizden CHP’ye yönelik bir eleştiri ve vazife çıkıyor tabii.

Milli irade ve hukuk

Eğitim düzeyi yüksek orta ve üst gelir grupları AKP’yi “gizli niyetlerin deposu” haline gelmiş bir iktidar olarak görüyor.

Türkiye’yi tarihi bir kavşağa getiren sorunları halktan gizlediğini düşünüyor.

Bu kesime göre AKP, demokrasiyi içine sindirememiş, Cumhuriyetin kuruluş felsefesine ve değerlerine hasım kadroların elinde dinci totaliter bir rejime sürüklenmektedir.

CHP buna alternatif yaratamaz mı?
Yaratabilir ama başarması için gündemini kendi belirlemesi, Ecevit’in “Bu düzen değişmeli” sloganı kadar güçlü bir hayal kurması gerekiyor.

Güç ve iddia kazanmış bir CHP’ye AKP’nin de ihtiyacı var aslında. Tayyip Erdoğan dün Batman’da KCK tutuklularının bırakılmasını talep eden bir pankart nedeniyle halka şöyle sesleniyordu:

“Bir pankart gördüm, Türkçe; Milli irade asla yargılanamaz... Milli irade ile gelenler anayasa ve yasalara ters hareket ediyorsa yargılanır. Milli irade ile geldin diye istediğin gibi asıp kesemezsin!”
Dileriz Başbakan aynı kuralın seçilmiş biri olarak kendisi için de geçerli olduğuna egosunu ikna etmiştir. Çünkü geçen 23 Nisan’da koltuğunu devrettiği küçüğe tam da AKP patentli bir iktidar anlayışının ipucunu vermişti:
“Şimdi Başbakan sensin. Astığın astık, kestiğin kestik!”

Önseçim yoksa yok!

CHP’nin sorumluluğu belli: Demokratik laik hukuk devletinin kurtarılması için ya AKP’yi yola gelmeye mecbur edecek veya onu iktidardan indirmek için seçmeni ikna edecek.
Bu gücü nasıl kazanacak?

Ülkenin temel meselelerine çözüm öngören projelerin artık peş peşe tartışma gündemine sürülmesi gerekiyor.
Ayrıca da Kılıçdaroğlu hem AKP’ye karşı hem CHP’nin geçmişine karşı fark yaratmalı.

Mesela bunun en heyecan verici örneği milletvekili adaylarını kendi seçim çevrelerinde önseçimle belirlemek olabilir.

CHP demokrasiyi ve hukuku sözde değil özde savunacaksa ispatını böyle yapabilir.

Kılıçdaroğlu “adayları seçme hakkını örgüte tanırsak kadronuzu oluşturamazsınız, parti içi muhalefete fırsat verirsiniz” gerekçeli telkinlere yüz vermemelidir.
Erdoğan’a karşı en etkili ve anlamlı üstünlüğü kendisine kazandıracak bu farkı CHP lideri kuruntulara feda etmemelidir.

CHP’nin seçimdeki kaderini hukuk ve demokrasiyi koruma iddiasındaki inandırıcılığı belirleyecektir. Demokrasiyi partisi içinde tesis etmeden meydanlara çıkan bir lider kimseyi inandıramaz!

DİĞER YENİ YAZILAR