Kılıçdaroğlu artık mecbur

Haberin Devamı

Yarattığı beklenti CHP’nin yükselen yıldızı Kemal Kılıçdaroğlu’dan cesur bir hamle talep ediyor.

Seçime CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak girmesi, artık onun için mecburiyet olmuştur.

Konsensus’un yaptığı kamuoyu araştırması, İstanbul’daki nabzı şöyle ölçmüş:

AKP yüzde 28.3, CHP yüzde 14.7, Kararsızlar 38.8..

Fakat yolsuzluklara karşı mücadelede gösterdiği performans sayesinde parlayan Kılıçdaroğlu seçime girerse tablo ne olur?

Araştırma şiddetli bir depremin alârmını veriyor; şöyle:

CHP yüzde 37, AKP yüzde 23.2, Kararsızlar 27.4..

Konsensus’un bulguları adaylık için istekli görünmeyen Kemal Kılıçdaroğlu’nun kararsızlığını yenmesine yardım eder mi bilmiyoruz ama şunu biliyoruz:

Siyasetçi elbette ihtiraslı olmalı ama yükseleceği yere onu asıl halkın gönlünde başarıları ile inşa ettiği güven ve umut çıkarır.

Eğer toplumda yarattığı enerji Kılıçdaroğlu’na İstanbul’da iktidar değişikliği sağlamak için misyon üstlenme gücü kazandırmışsa öylesine büyük bir şansı kullanıp kullanmamak artık kendi iradesine bağlı kalamaz.

Ya kendisi atlayacaktır havuza veya birileri onu itecektir!

Kaderi ona, yolsuzluklara batmış bir iktidara karşı halkın intikam kılıcı olma rolünü vermiştir. Bu şansı kullanmaktan uzak durması hem kendisine hem partisine zarar verecektir.

Öyle ya; kullanmadıktan sonra bu gücü halktan niçin istedi, ne gün için aldı ve ne zamana saklıyor?

“Deniz Baykal rakip gördüğü Kılıçdaroğlu’nu yemek istiyor. İstanbul’da seçime sokup işini bitirecek” söylentileri dolaşıyor.

Mantığı yok bu lâfların..

Kılıçdaroğlu aday olunca milletvekilliğini ve partideki yönetici konumunu kaybetmeyecek. Seçimi kazanamasa dahi AKP ile olan büyük farkı kapatarak ve yükselen bir umudu temsil ederek eski görevlerine dönecektir.

Yani mesele şu ki, kendisini İstanbul’a çağıran kaderine icabet ederse ilerde Baykal’ın rakibi olabilecek, sırtını dönerse bütün siyasi geleceğine bugünden veda edecektir.

Merkezi iktidarı değiştirecek zincirleme reaksiyonu başlatma gücüne sahipken bunu kullanmayan bir siyasetçiye ancak malülen emekliye ayrılmak yakışır.

Kılıçdaroğlu, kendinden şüphe ediyor görüntüsü vermeden ve tayin beklemeden bu tarihi göreve talip olduğunu ilân etmelidir!

*****


Avrupalı sayılmamak mı?

Ülkeyi dönüştürmek için dış politika ne kadar etkili bir kaldıraç; öğreniyoruz.

Başbakan’ın Brüksel’i ziyareti vesilesiyle “açık-net” tespit ettik: Avrupa Birliği Türkiye’yi artık Avrupalı görmüyor.

Bu sonucu AKP iktidarının izlediği Orta Doğu politikası yaratmıştır.

İsrail’in Gazze’de işlediği insanlık suçlarına elbette seyirci kalmamalıydık. Ama Tayyip Erdoğan vahşeti durdurmak için değil adeta Gazze’deki katliamı iç politik hesaplarla sömürmek için hareket etmiştir.

O yüzden de arabulucu olarak çıkılan yolda Türkiye, Filistinlilerin bile tarafı olamayıp Hamas hizbinin lobicisi konumuna düşmüştür.

Şarm El Şeyh zirvesine katılan Avrupalı liderlerin İsrail’de çağırıldıkları akşam yemeğine Cumhurbaşkanı Gül’ün davet edilmemesi umarız bir tepkidir.

Eğer Türkiye’yi Avrupalı saymamanın tavrı ise o daha vahim bir durum tespitidir!


DİĞER YENİ YAZILAR