Polisin aşırı güç kullanmasına yönelik tepkiler ve bunun doğurduğu tartışmalar hızını kaybediyor derken dün TÜSİAD bombayı patlattı.
Özel sektörün en güçlü örgütü TÜSİAD, işkence ve kötü muameleye karşı gerekli siyasi iradeyi göstermediği için iktidarı sert ifadelerle eleştirdi.
Yapılan açıklama şu tespitleri içeriyor:
1. İstanbul'daki Kadınlar Günü gösterisine emniyet güçlerinin müdahale biçimi reformların uygulamaya aksettirilmesinin başarılamadığını göstermiştir.
2. Cezalandırma bir yana, olayların sorumlularına siyasi otorite sahip çıkmaktadır.
3. Hükümet yetkililerinin siyasi irade göstermekten kaçınması, yaşananların münferit bir olay değil bir hükümet tavrı olduğu izlenimini uyandırmaktadır.
Yüksek kalite hayali
TÜSİAD bu tespitler ardından iktidara şu çağrıda bulunuyor: "Hükümet, göstericileri ve medyayı suçlamak yerine Türkiye'yi ulusal ve uluslararası kamuoyunda rencide eden bu olayın siyasi sorumluluğunu üstlenerek yüksek standartlarda bir demokrasiye samimi olarak sahip çıktığını en etkili şekilde göstermelidir."
Yerde yatarken tekmelenen bir kadına sahip çıkmak yerine onun o gün orada ne aradığını sorarak tekme atan polise sahip çıkan, bu yetmiyor gibi medyayı ihbarcılık yapmakla suçlayan Başbakan şimdi bakalım TÜSİAD a ne diyecek?
TÜSİAD acaba kalite talebini gerçekten karşılık bulacağı ümidi ile mi ortaya koydu? Bunu bilmiyoruz.
Yüksek standartlı bir demokratik tavır, Türkiye'nin imajına zarar veren o görüntülerin yayını ardından İçişleri Bakanı'nın derhal istifa etmesi ile sergilenebilirdi. Bu eksik şimdi belki Başbakan'in İçişleri Bakanı'na görevden el çektirmesi yoluyla giderilebilir.
Bildiri ne işe yarar?
Ama kimse hayal kurmasın, olmayacaktır böyle bir şey. Hızlandırılmış tren faciasının doğurduğu ağır sorumluluk altında bile bedel ödemeye direnmiş bir "kalite" savunmasız bir kadın tekme yedi diye sıçrama yapar mı?
İnşallah yanılırız ama yapmaz.
Buna rağmen TÜSİAD açıklaması beyhudeliğe mahkûm olmayacaktır.
AB, reform yasalarını hızla meclisten geçirmemizi takdir etmekle birlikte bunların hayata yansıtılamadığını söylüyor ve sürekli uyarıyor.
Avrupa Parlamentosu'nun kınama kararına sebep olan olay ve iktidarın tavrı, Türkiye'nin AB'ye ilerleme iradesinde zayıflama başladığı şüphesi doğurabilirdi.
TÜSİAD bildirisi şimdi en azından sivil toplumun güçlü bir kanadının AB'yi ve değerlerini savunmak uğruna iktidarla karşı karşıya gelme riskini göze aldığını göstermektedir.
Eleştiriye tahammülsüzlük ve kibir yalnız sahibine zarar veren bir zehirdir.
Kendi yandaşları bile iktidarı "Acaba bir yanlış yapıyor muyuz?" diye düşünmeye çağrıyor. Başbakan dileriz TÜSİAD bildirisini bu gözle okur..
Kibir zehirdir!
Polisin aşırı güç kullanmasına yönelik tepkiler ve bunun doğurduğu tartışmalar hızını kaybediyor derken dün TÜSİAD bombayı patlattı
Haberin Devamı

