AKP’nin kendine güvenini gerçekçi nedenler mi, yoksa kibir itişli boş şişinmeler mi besliyor?
Uluslararası sermayenin İncil’i Financial Times Gazetesi’nde Türkiye’nin AB’ye yönelik ilgisizliğine dair zehir zemberek bir eleştiri çıktı.
Başmüzakereci Ali Babacan’ın öteki ülkelerin eş sorumluları yanında çok yetersiz ve ilgisiz kaldığı öne sürüldü.
Babacan’ın ilgisizliği kişisel tercihi olamaz. Eminiz ki iktidarın tavrı Ali Babacan’da yansıma buluyor. AİHM’nin türban kararından ve Kıbrıs’taki sıkıştırmalardan sonra iktidarın AB’ye bakışında şaşılaşma oldu.
AKP, kendisini iktidara getiren önemli sebeplerden biri ile bağını zayıflatıyor. Tayyip Erdoğan ve çevresi eğer iktidarda elde ettiklerini düşündükleri başarının partiyi AB iddiası olmadan da uçuracağını zannediyorlarsa yanıldıklarını seçimde göreceklerdir.
Halkın AB’ye ilgisinin zayıfladığına bakarak milliyetçi söylemlerin akıntısına kapıldığı takdirde AKP sıradanlaşacaktır. İktidar önderleri kibri bırakıp bu gerçeği görmek zorundadır.
AB’nin içerdiği çağdaşlık değerlerinden soyutlandığı zaman AKP’den geriye İslâmcılıkla milliyetçilik arasında şaşırmış bir devekuşundan başka ne kalacaktır? İktidarın çıkarı halk soğudu diye AB’ye sırtını dönmekte değil, eski beklenti ve heyecanı toplumda tekrar uyandırmaktadır.
Diyorlar ki, “Financial Times, mülâkat talebinin Babacan tarafından reddedilmesi nedeniyle böyle yaptı.”
Hak verilebilir: Bu gazetenin sunduğu fırsatı ülkesi adına değerlendiremeyen bir bakan eleştirilmeyi değilse neyi hak edecekti?
Kötü bir ilerleme raporunun ekimden sonra Türkiye’ye ve kendisine ne kadar büyük zararlar vereceğini iktidar iyi düşünsün!
Sakın ha!..
Meclis Lübnan’a asker gönderilmesine ilişkin hükümet tezkeresi için salı günü toplanacak.
1 Mart’ta ağzı yanan iktidar bu defa daha tedbirli.
Tabii durum bu defa çok farklı. Irak’a da askerimiz savaşa gitmeyecekti ama bu gerçek gürültüye gitti. Lübnan’daki görevi istemeyenler halkın gözünü çatışma çıkacak diye korkutuyorlarsa da risk Irak’taki kadar değil. Adı üstünde; bu bir barış misyonu.
Sonra... 1 Mart’ta iktidarın lider kadrosu bölünmüşken bu defa birlikte hareket ediyor. Ayrıca pazartesi akşamı kapalı bir birleşimde tüm AKP milletvekilleri iknaya çalışılacak.
Bu görevin taşıdığı tehlikeler kamuoyu ile mutlaka paylaşılmalıdır. Böyle sorunların müzakere edildiği oturumların çoğu gizli yapılmış ama bu öyle olmamalı.
Milletvekillerinin çocukları gitmeyecek Lübnan’a. Çocuklarının nereye, ne yapmaya gittiğini bilmek annelerin, babaların hakkı...
Özetle, müzakereler halkın önünde olmalı ve 1 Mart tecrübesi tekrarlanırsa hükümet istifa etmelidir.
İstediği halde savaşa da, barış görevine de asker gönderemeyen hükümet olmaz!

