Keşke yapabilse!

Haberin Devamı

AKP “Hayır” oylarının fazla çıktığı kıyı kentlerini mercek altına alacakmış.

MYK toplantısında ilçe ilçe rapor isteyen Başbakan Erdoğan “Buralarda genel seçime kadar endişeleri gidermek için çalışma yapalım“ demiş.

Akıllı bir tedbir, iyimserlik uyandıran bir tepki. Yeter ki arayış samimi olsun...

Çünkü Başbakan’ın yerinde kim olsa referandum sonrası çıkan renkli haritalara baktığında kazandığına çok sevinemezdi.
Görülen keskin bölünme, sekiz yıllık iktidar için başarı değildir ama Başbakan’ın duruma çare bulmaya yönelik arayışı tam da bu nedenle desteklenmeye lâyıktır.
Getireceği zorluklar yok mu, var.
Ödeteceği bedeller de var.

Meselâ şimdi, ülkenin eğitim düzeyi yüksek kesimlerini huzursuz eden sebeplerin ortadan kaldırılması gerekiyor.
AKP’nin İslâmi bir ajandası olduğu konusunda beslediği müzminleşmiş şüphelerden bu kitleleri kurtarmak lâzım.
Nasıl olacak bu iş?

Türkiye’nin tek sorunu laiklikle ilgili kaygılar değil. Kürt sorunu AKP iktidarını önümüzdeki seçime kadar daha çok yoracaktır. Yapılacak hataların seçimlere kadar telâfi edilemeyeceği endişesi iktidarı kısıtlayacaktır.
Yani kıyılarda yoğunlaşan Hayır cephesini yumuşatma isteğinin kullanacağı alet, AKP’nin laikliğe tehdit oluşturmadığı propagandasına sıkışacaktır biraz.
Elbette bu kadarı bile olsa yararlıdır.

Çünkü sonuçta iktidar partisi Hayır diyenlerin güvenini kazanmak için inandırıcı sözler söylemek ve tamamlayıcı şeyler yapmak zorunda kalacaktır.

Peki sahil kentleri halkının AKP’ye yönelik şüphelerini gidermeye dönük sözler ve çabalar, Evet diyen illerdeki AKP gücünü zayıflatmayacak mı?

Başbakan, kendisine lâyık görülen övgüleri ve misyonu hak etmek istiyorsa bu özveriyi göze almak zorundadır.
İktidar kutuplaşmadan çok yararlandı ama zıtlık ve bölünme tehlike sınırına gelip dayandı. Ötesi maceradır.
Başbakan Erdoğan, doğusu ve batısı bu kadar keskinleşmiş bir ülkenin yönetilemez hale sürükleneceğini görmüştür umarız.

Ve kıyı kentlerine yönelik isteği, dileriz ilhamını bu mecburiyetten alıyordur.


*****

Seçime dek ateşkes

Referandum dönemini terörden koruyan “ateşkes” 20 Eylül’de bitmemelidir.

Siyaset bütün hünerini göstermeli...

PKK ateşkesi iyi değerlendirilemedi.

Ama genel seçime kadar uzayacak yeni bir ateşkesin daha yararlı kullanılacağına şüphe yoktur. Çözüm arayışları için seçim döneminden daha verimli bir zemin bulunamaz çünkü.
Seçim propagandası dönemi, bütün partileri düşündükleri çözümleri açıklamaya mecbur edecektir.

İktidar bunu yapmaktan sakınsa bile seçeceği muhataplarla müzakereler yürütmeye kendini mecbur hissedecektir.
Terör bütün bu bekleyişleri bitirir.

Seçimlerin şiddetten uzak ortamda yapılmasında iktidarın menfaati vardır.

Aynı şekilde BDP’nin de menfaati her şeyin konuşulacağı demokratik zeminin korunmasındadır.

Nitekim referandumu boykot çağrısının Güneydoğu’da aldığı cevap demokrasinin BDP’ye sağladığı bir kazançtır.
Çatışma ortamı İmralı’daki terör elebaşısını öne çıkarırken eylemsizlik BDP’yi yükseltiyor, demokratik siyasete şans tanıyor; unutulmasın.

Terör zehirinin panzehiri her yerde siyaset değil mi?
Şu aşamada iktidarın atacağı en anlamlı destek adımı, seçim barajını indirmek olur!


DİĞER YENİ YAZILAR