Bilgi de para gibidir; iyi amaçlar
için kullanırsan iyi, kötülük için kullanırsan kötüdür..
Eski Yargıtay Başkanı ve Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Sami Selçuk bilgisini, birikimini ve yüreğini hep özgür aklı savunmak için, hukukun üstünlüğüne yönelik toplumsal kabulün yaygınlaşması için kullandı.
Yazılarını yayınlayan iktidar destekçisi gazetenin yönetimi ile ters düşmek, bunun sıkıntılarına katlanmak pahasına doğru bildiklerini savundu.
İlişkinin çirkinleşeceğini fark ettiği anda da gazeteye veda etti.
Prof. Sami Selçuk 8 Mayıs’taki bir TV mülâkatında bilim adamlarının kendisini düş kırıklığına uğrattığını söylüyordu.
Ona göre “bilimin sesi her yerde duyulmalı ve siyasete yol göstermeli” idi.
Ama anayasa değişikliği düzenlemesini eleştirenleri Ergenekoncu kategorisine koyan bir “bilim adamı”nın yazısını okuyunca sesini yükseltmek ihtiyacını duymuştu.
Sami Selçuk’un duruşu, bütün bilim adamlarına örnek olmalı.
Prof. Dr. Selçuk referanduma sunulan düzenlemelere ilişkin fikrini açıklarken şunu veya bunu gücendirebilir diye hesaplı davranmadığını ve davranmayacağını belirterek şöyle diyor: “Çünkü bu cemaatçi bir anlayıştır. Doğuluca bir tavırdır. Bu benim yöntemim değil. Böyle bir yerde kalamam...”
Türkiye bin yıllık devlet geleneğine sahip büyük bir ülkedir. Yetmiş milyon içinden Sami Selçuk gibi en az elli “adam” çıkmalı idi.
Bu olsa inanın, güçler ayrılığına ve yargının bağımsızlığına son verecek olan anayasa düzenlemelerini geçirmeye iktidar cesaret edemezdi.
Hatta Anayasa Mahkemesi, o namuslu bilgelerden utanarak yargıya tecavüz girişimi olan düzenlemelere seyirci kalmazdı.
Aydınları şu dönemde ne kadar yazık ki korkuları ve çıkarları yönetiyor.
Referandumdan EVET çıkarsa yargının iktidarca zaptedileceğini, ülkenin bir sivil diktanın egemenliği altına girerek karanlık bir boşluğa savrulacağını herkes biliyor, görüyor.
Ama ne diyor egoizmin şişme bebekleri?
“Referanduma sunulan düzenlemeler içinde güzel şeyler de var. Onları feda etmeye içim elvermiyor!”
Ne kadar utanmazca bir kurnazlık bu?
İnsan boğazını sıkan birine, bu işi kadife eldivenle yapıyor diye teşekkür eder mi?
Gerçek aydın böyle bir zillete razı olmaz.
Prof. Dr. Sami Selçuk’u övgüyle selâmlıyorum. Sergilediği örnek hukukçu ve bilim adamı tavrının, seçimlerini kişisel çıkar hesaplarıyla yapanlarda pişmanlık ilhamı yaratmasını diliyorum.
Bağımsız bilim adamı kimliği ile, demokratik hukuk devletine kurulan tuzağa karşı halkın uyandırılmasında çok yararlı bir görev yapacağına inanıyorum.
CHP’ye acemi tuzağı
Kılıçdaroğlu’nun farkını takdir ediyorum.
Ama kendini savunmak mecburiyetine düşmek, yükselen bir muhalefet partisi için en azından acemilik değil midir?
İktidarın referandumu 12 Eylül darbesinden intikam havasına sokması, işleyeceği büyük rejim suçunu gizleme amaçlı bir tuzaktır. CHP’nin TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35’inci maddesiyle ilgili değişiklik teklifi, hiç kuşkusuz AKP’nin bu istismar girişimini püskürtme amaçlı bir karşı hamleydi.
Kılıçdaroğlu bu noktada durmalıdır.
Zaten askere dostça niyetler beslemeyen bir iktidar her fırsatı kötüye kullanırken CHP’nin de askerin sırtından siyaset yapması bizce oyuna gelmektir.
Askere vurarak demokratlığını kanıtladığını zanneden şaşkınlara katılmak ve onlarla yarışmak şart değil.
CHP iktidara benzeyeceğine farkını çoğaltmaya çalışmalı!
Keşke elli tane Sami Selçuk’umuz olsa...
Haberin Devamı

