Yüksek bürokratlar, tehlikenin yoğunlaştığı dönemlerde tarihe kayıt düşerler.
Çünkü çalım ustası siyasetçiler bir anda onları suçlu iskemlesine oturtabilirler.
İleride sorumlu tutulacakları bir gelişme ile karşılaşma ihtimaline karşı “Ben uyarı görevimi zamanında yapmıştım” demek isterler.
MİT Müsteşarı Emre Taner’in örgütün kuruluş yıldönümünü vesile ederek yayınladığı mesajı okurken aklıma bu geldi.
Taner birçok ulus devletin tarih maratonunu kaybetme eşiğinde olduğundan söz ettikten sonra şu uyarıyı yapmıştı:
“Bu süreç içinde Türkiye, kendisini hiçbir zaman olayların akışına bırakma lüksüne sahip değildir... Yalnız savunma pozisyonunda olmak, kabul edilemez bir davranış olacaktır.”
Biz bu bölgenin en önemli ülkesiyiz. Kendimize karşı sorumluluklarımız var, bize karşı global duruşta ortaklarımızla uyum içinde olma zorunluluğumuz var.
Çatışma yaratmadan bu hedeflere yürümek Irak’ın Gayya kuyusu haline gelmesi nedeniyle her gün daha güçleşiyor.
Bu durumda ne yapacağız?
MİT Müsteşarı’nın dediği gibi Türkiye’yi “tabi olan”lardan “tayin edici olan”lar sınıfına geçireceğiz.
Irak Türkmen Cephesi Başkanı Dr. Sadettin Ergeç’in dün CNNTürk’e verdiği imdat çığlığı benzeri şu demeç bile, sözünü ettiğimiz ihtiyacı açıklıyor:
Tüm insanlığa çağrı
“Biz silâhsız bir toplumuz. Kerkük’te Peşmergeler silâhlandırıldı. Kerkük barut fıçısıdır. Fitillerinin kimin elinde olduğu belli. Tüm insanlığa Kerkük’teki tehlikeyi görmeleri çağrısında bulunuyoruz.”
Evet, Kerkük’ün geleceğini tayin etmek üzere planlanan referandumun mutlaka ertelenmesi gerekiyor. Çünkü seçmen kütüklerine sistematik göç politikası ile “227 bin Kürt” eklenmiştir. Irkçı bir gasp kastı seri katillerin soğukkanlılığı ile adeta dünyaya meydan okuyor.
Gerçeği Amerikan Kongresi’nde kurulan Irak Çalışma Grubu da tespit etmiş bu yıl Kerkük’te referandum yapmaya kalkışmanın büyük tehlike yaratacağına dikkatleri çekmiş, erteleme önermiştir.
MİT Müsteşarı’nın dediği gibi olayları akışına bırakamayız. Hele Kerkük ve PKK sorunu, Türkiye’nin kaderinde tayin edici ağırlık taşıyacaktır.
PKK Kuzey Irak’tan Türkiye’ye yönelik savaşını sürdürecek olursa veya Irak Türkmen Cephesi Başkanı Ergeç’in korkuları gerçekleşirse, bölgede barış yapıcı oyunun başrol oyuncusu Türkiye ister istemez savaşın tarafı haline gelecektir.
Böyle bir tehlikeden korunmak tek başına Türkiye’nin iradesine bağlı değildir. Amerika’ya bu gerçeğin anlatılması büyük önem taşıyor.
Ocak sonu ile şubat başında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt ve Dışişleri Bakanı Gül peş peşe Washington’ı ziyaret edecekler.
Büyükanıt ve Gül, Türkiye’nin göze alacağı riskleri, diplomatik nezaketi bir yana bırakıp herhalde açık açık söyleyeceklerdir. Söylemeliler..
Kerkük çığlığı
Yüksek bürokratlar, tehlikenin yoğunlaştığı dönemlerde tarihe kayıt düşerler
Haberin Devamı

