Kendi aklımız

PKK konusunda Amerika da Avrupa da iki yüzlü davranıyor

Haberin Devamı

PKK konusunda Amerika da Avrupa da iki yüzlü davranıyor.

PKK'yı terör örgütü sayıyor ve kınıyorlar sözde ama iş eyleme gelince "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" siyaseti maskelerini düşürüyor.

Başbakan Erdoğan'ın verdiği yemekte AB büyükelçileri çatışmaların başlaması nedeniyle "eski kötü günlere dönüş" endişesi taşıdıklarını belirterek bazı eleştiriler getirdiler. Neymiş?..

1. Hükümet bölgede barışı sağlamak için bir sivil alternatif ortaya koyamamış;

2. Askeri seçenek kalıcı çözüm olamazmış!

Ne demek bunlar?
AB'ye uyum adına kültürel alanda tanınan haklar Kürt kökenli vatandaşları da katılıma davet etmiyor mu?

Teröristin üstüne onlar asker, polis değil de halkla ilişkiler uzmanları mı gönderiyor?. Savaş varsa elbet asker de olacaktır.

Bir kısım Türk aydınının önceki gün yayınladıkları bildiri AB büyükelçilerinin eleştirilerden daha gerçekçi çağnlar içeriyor.
PKK'ya koşulsuz ve derhal ateşkes çağrısı yapan ortak bildiri hükümete de kalıcı banş için bazı yasal düzenlemeler öneriyor.

Bu öneriler, terör suçlularına yönelik bir genel af ve temsil adaletini zedeleyen yüzde 10 seçim barajının düşürülmesidir.

Derhal ve koşulsuz ateşkes çağrısı önemlidir. Çünkü bu artık terör yoluyla hak arama bahanesi kalmadığının vicdani yansımasıdır.

Ama genel af için şartlar elverişli değildir. İhanet tümüyle sona ermeden, suçluları belli bir pişmanlığa getirecek cezalar çekilmeden af düşünülemez.

Şu aşamada en önemli mesele, terör örgütünü bölge halkından soyutlamaktır. Bunun güvenlikle ilgili yönü vardır, bir de siyasi yönü vardır.

Temsil adaletini sağlamak üzere seçim barajını yüzde 10'dan yüzde 5'e indirmek, AB sürecinde kazanılmış haklan, kâğıt üzerinden hayata geçirecektir.

İktidar bu alandaki yasa değişikliğini ne kadar erken yaparsa PKK'yı tecrit etmek o kadar kolaylaşacaktır.

Bu zulüm bitsin artık..
Yirmi bin aile iki yıldan beri karar vericilerin vicdanlarına adaletin ışığı düşsün diye dua ediyor.

Bu bekleyiş çok büyük hasarlara maloldu. Binlerce evin umudu, huzuru, sağlığı, birliği bozuldu. Hiç hak etmedikleri cefalar çektiler.

Sözünü ettiğim kurbanlar İmarbank enkazının altında bırakılan yegâne grup bonozedelerdir.

İktidar, kim bilir kimleri korumak için 50 milyar lira olan mevduat garantisini bir sefere mahsus olmak üzere bir gecede kaldırarak herkesi kurtarmış ama nedense bu bankadan Hazine bonosu alanları harcamıştır.

Bahane de "Bu bankanın bono satma yetkisi yok!"

Gaziantep Savcılığı'nın bir talebi üzerine Hazine'den gönderilen bir yazı bu bahaneyi de ıskartaya çıkarmıştır.

Çünkü bankanın 2003 haziranına kadar Hazine'nin bono ihalelerine katıldığı bu şekilde belgelenmiştir.

Devletten kaynaklanan bir hizmet kusuru ve suçun halka ödetilmesi zalimliktir. Bu zulüm daha fazla sürmesin!

DİĞER YENİ YAZILAR