Kelle koltukta!

Haberin Devamı

Âlimin zilleti geminin parçalanması gibidir; hem kendini, hem başkalarını batırır.

Hz. Ali’nin daha önce değerlendirdiğim bu sözünü bir okurum YÖK Başkanı’nın yaptıklarına bakarak hatırlamış ve yeniden kullanayım diye bana yollamış.

“O söz asıl yeni YÖK Başkanı’na çok uyuyor” diyor.

Korkusu şu: YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın karar ve eylemleri adetâ ideolojik bir adanmışlığı yansıtıyor. Bu yüzden sadece kendini batırmayacak, üniversiteleri de karıştırarak ülkeye büyük zarar verecektir!

Evet YÖK Başkanı’nın anayasa değişikliğine bağlı olarak yasada değişiklik yapılmasını beklemeden türbanlı öğrencilerin üniversitelere girmesine izin verilmesini rektörlerden istemesi, beklendiği gibi üniversiteleri kaos ortamına sokmuştur.

Ama okurum korkmasın; bu yüzden Yusuf Ziya Özcan sadece kendini batırır, başkalarını batırmaz. Çünkü kendisi Hz. Ali’nin kasettiği manada bir “âlim” sayılamaz!

“Âlim”in karşılığı “bilgin”dir. YÖK Başkanı Özcan, profesör sıfatlı bir öğretim üyesi olabilir ama her profesör bilgin olamaz.

Çünkü bilgin, ideolojik bir amacın fedaisi gibi davranmayı içine sindiremez.

Rektörlere tahrik

Prof. Özcan hukuk devletine karşı “kelleyi koltuğa almış” bir mücadele açacağını gelir gelmez belli etmiştir.

Rektörlere “YÖK Yasası’nda değişiklik yapılmasını beklemeden türbanlılara kapıları açın” diye yazı göndermesinin yeni bir yönü yoktur.

Çünkü o, anayasa değişiklikleri meclise bile gelmeden aynı telkini rektörlere yapmış yüksek mahkeme kararlarını dinlememeleri için üniversite rektörlerini suç işlemeye tahrik etmiştir.

Ama kendisini pek az rektör dinlemiştir.

Ciddiye alınmak için, hukuka, anayasaya saygılı bir yönetici olduğuna üniversite dünyasını inandırması için çooook çalışması gerekecektir.

Türban için oluşturulan AKP-MHP işbirliği, öğrencilerin kullanacağı başörtüsünün şeklini bile meclisten çıkacak bir yasaya havale etmişti. Bu tedbir, dini ve siyasal simgelerin kamu düzenine zarar verecek bir ölçüsüzlükle yaygınlaşmasına fırsat yaratmamak için öngörülmüştü.

YÖK Başkanı “Bunu beklemeye gerek yok” diyerek yalnız siyasi uzlaşmayı dinamitlemekle kalmıyor, yüksek mahkeme kararlarını da bile bile yok sayarak anayasa suçu işliyor.

O taşla oynama!

Belli ki Başbakan’ın yaptığı “İpimizi çekerler” uyarısını bile unutmuş. Yani misyonuna o kadar konsantre olmuş..

Bu durum onun “kraldan çok kralcı” niteliğini ortaya koyuyor. Öylesine ki, Anayasa Mahkemesi’nin, Danıştay’ın ve AİHM’nin kararlarına aykırı emirler verirken, o kararlara alternatif içtihat (!) da oluşturuyor.

Dünkü YÖK açıklamasında “Cumhuriyetin nitelikleri (...) hiçbir biçimde kişi hak ve hürriyetlerini sınırlamanın gerekçesi olarak kullanılamazlar” deniliyordu.

Yararı olmayacağını bile bile YÖK Başkanı Özcan’a, eski Cumhurbaşkanı Sezer’in 2006 Ekimi’nde meclisi açış konuşmasından bir bölüm aktarmak istiyorum.

Anayasayı anlamakta zorluk çektiği belli; Sezer’in sözlerini kolay anlar:

“Anayasa’da temel hak ve özgürlüklerin laik cumhuriyeti zedeleyecek biçimde kötüye kullanılması önlenmiş, gerekirse laik cumhuriyeti korumak için temel hak ve özgürlüklerin sınırlanabileceği kabul edilmiştir.”

Sezer o konuşmada şu tespiti de yapmıştı:

“Laiklik ilkesi Türkiye Cumhuriyeti’ni oluşturan tüm değerlerin temel taşıdır.”

YÖK Başkanı o taşı yerinden oynatamaya çalışıyor. Allah selâmet versin!


DİĞER YENİ YAZILAR