MİT Müsteşarı Fidan ile beş MİT mensubunu savcıya ifade vermekten kurtaracak yasa için Meclis 12.5 saat çalıştı, çatıştı.
Muhalefetin engelleme çabaları yeterli olmadı ve iktidar çoğunluğu yine istediğini aldı.
Buna “siyasetin meşru zeminlerde bulduğu çözüm” diyecekler ama kendimizi aldatmayalım.
Hiçbir demokratik hukuk devletinde suçlanan kamu görevlilerini savcıdan kaçırmak için kanun yapılmaz.
Ülke yöneticilerinin, icra ettikleri her işlem ve eylemi savunabilecek durumda olmaları gerekir.
Yaşadığımız MİT krizi hukuka meydan okuyan açık bir ihlâldir. Suç oluşturduğu iddia edilen eylemler soruşturma konusu yapıldıktan sonra sorumlular yararına kılıf üretilmiştir.
Ama mızrak çuvala sığmıyor.
Oslo’da PKK ile pazarlık masasına oturan devlet görevlileri niye savcının sormak istediği soruları cevaplamaktan kaçıyor?
Ayıptır; haklarındaki yakalama emirleri hepsinin yeri yurdu bilindiği halde günlerden beri icra edilemiyor. Türkiye’nin kuvvetler ayrılığı ilkesine bağlı bir hukuk devleti olduğuna şimdi kim inanır?
MİT yöneticileri yargının çağrısına uymuş olsalardı, yaptıkları işin doğruluğuna inandıklarını da göstermiş olurlardı.
Halbuki şu anda uyanan izlenim nedir?
Savcının şüphelerini yerinde gördükleri için ifadeye gitmemiş, hükümetin kurtarıcı tedbirini saklanarak beklemeyi tercih etmişlerdir.
Görevi veren iktidar da sorumluluğun kendilerine uzanacağından endişe duyarak jet hızıyla bir kurtarma yasası imal etmiştir!
Siyasi muhalefet, özel görevler için seçilmiş kamu görevlilerini yargıya hesap vermekten koruyacak olan bu yasanın Başbakan’a çete kurma imkânı tanıyacağından korkuyor.
Cumhurbaşkanı Gül onay verdiği takdirde CHP Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açacaktır.
Ağaç tepesinde kalan kediyi itfaiye merdiveni ile indirme operasyonunu andıran bu kurtarma işlemi, Anayasa Mahkemesi’nden döner mi?
Keşke dönse ama beklemeyin..
AKP iktidarı Anayasa Mahkemesi’nin yapısını bugünler için değiştirdi!
Ne oluyor, bilelim!
Eskiden olsa medyada kıyametin sebebi olacak bir yolsuzluk haberi günlerden beri küçük bir rüzgâr bile estirmiyor.
Oysa Kamu İhale Kurumu’na polis operasyon yapmış, ilk tespitlerde çapının 1 milyar lira dolayında olduğu tahmin edilen yolsuzluklar belirlemiştir.
İhaleye fesat karıştırmaktan ve rüşvetten 23 kişi gözaltına alındığı gibi aranan ve henüz yakalanmayan iş adamları da var.
Soruşturma ilerledikçe yolsuzluk konusu paranın katlanacağı bekleniyor.
Bu haberlerin duyurulması lâzım. Yandaş medyanın suskunluğu avantaj sayılmamalıdır.
Çünkü sorumluluk elbette iktidara aittir.
Uzmanlar, on yıl önce AB normlarına uygun ilkeler taşıyan Kamu İhale Kanunu’nun AKP döneminde tam 18 kere değiştirildiğini ihalelerdeki şeffaflığı ortadan kaldıran değişikliklere paralel olarak yolsuzluğun da arttığını belirtiyorlar.
Rüşvet ve yolsuzluk, toplumsal ilişkileri ve siyaseti zehirleyen ölümcül bir mikroptur.
Soyulan bir toplum huzur bulamaz.
Çünkü öyle bir düzende siyasi mücadelenin kırmızı çizgileri kalmaz.
İktidar olmak, suyun başını tutmak için her şey göze alınır. İktidarı kaybetmemek için de her şey yapılır.
Kamu İhale Kurumu’nda yapılan operasyon hakkında hükümet halka bilgi vermelidir.
İhale yasasında hırsızların fink attığı karanlık noktaların aydınlatılması da daha fazla ihmal edilmemelidir.
Kediye merdiven
Haberin Devamı

