Kediye ciğer

Bazı suçüstü durumları vardır; kendinizi savunduğunuzu zannederken komik olursunuz. Otel odasında basılan evli adamın, eşinin refakat ettiği polislere “Yahu bu çıplak kadını yatağıma kim koydu” diye bağırması gibi...

Haberin Devamı

Bazı suçüstü durumları vardır; kendinizi savunduğunuzu zannederken komik olursunuz.

Otel odasında basılan evli adamın, eşinin refakat ettiği polislere “Yahu bu çıplak kadını yatağıma kim koydu” diye bağırması gibi...

Birçok kimse Tayyip Erdoğan’ın “değiştim” sözüne inanmak istemiştir ama “Cumhuriyet’in temel değerlerinin yerlerini daha İslâmi bir yapıya devretmesi zamanının geldiğini” söyleyen birini Başbakanlık Müsteşarı koltuğuna oturtması ile kendisine güvenmek isteyenleri yeniden kaybetmiştir.

CHP lideri Deniz Baykal’ın deşifre ettiği ikinci “kilit tayin” düş kırıklığını “Bunlar değişmez” umutsuzluğuna dönüştüren bir şok yaratmıştır.

Baykal, Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanlığı döneminde karışık mali operasyonlarını yönetmek için belediye parasını emanet ettiği bankacıyı -üstelik diploma sahtekârlığından hüküm giyerek nakıs yetenekleri tescillendikten sonra- Başbakanlık’ta “örtülü ödenek”in başına getirdiğini açıkladı.

Bürokrasinin tepe noktası olan Başbakanlık Müsteşarlığı, ne kadar uzak tutulması gereken bir şahsa verilmiş ise, kaydı tutulmadığı için sadece devlet adamı namusuna emanet örtülü ödenek de o kadar uygunsuz birine verilmiştir.

Başbakan başka adam bulamadı mı?

Bu tayin “Çarşının gözünü çıkarmak” değil midir?

Baykal 5 liralık işi 10 liraya yandaş müteahhitlere veren düzenin ürettiği kaynakla havuz oluşturulduğunu, bu paraların parti için, yandaş kuruluşları beslemek için ve kişisel zenginleşme amaçlı olarak kullanıldığını, idaresini de Başbakan’ın örtülü ödeneğin başına getirdiği bankacının yürüttüğünü iddia etti.

Normal olarak Başbakan’ın “Belge göster, ispat et” diye meydan okuyup toplum gözünde temize çıkması gerekir.

Ama örtülü ödeneği sahtecilikten hüküm giyen birine teslim etmesi, onu ispat borcu altına sokuyor!

*****

Hanı yağma
AKP kendisini iktidara getiren fırtınayı, yolsuzluklara duyulan öfkenin kopardığını unuttu galiba...

Son aylarda yapılan belediye ihaleleri devamlı şüphe ve mide bulantısı üretiyor. 100’e aldıkları işleri müteahhitlerin 50’ye taşeronlara yaptırması, bu işlemin sistematik hal alması, ortada kamu kaynaklarını yağma etmeye yönelik bir çeteleşmenin kanser gibi tüm belediyeleri sardığını gösteriyor.

Çeteleşmenin sınırları nereye dayanıyor?

Kamu İhale Kanunu’nda yapılan değişikliklerdeki tuhaflıklar, yağmacıların mecliste bile etkili olabildiklerini düşündürüyor.

Mesela Kamu İhale Kurumu yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarını inceleyebiliyordu. Teklifle bu yetki kaldırıldı.

Hatay’daki Ali Dibo ihalelerini ortaya çıkarabilen kurum, aynı imkânı bir daha bulamayacaktır.

Devleti kapkaççılara karşı bu kadar savunmasız bırakan siyasetçiler hangi akla hizmet ederler?

Evde çocukları sorsa, ne cevap verirler?

DİĞER YENİ YAZILAR