Karamsarlığa kapıldığım zamanlarda başvurduğum vitaminlerim vardır.
Onları okuyunca umutlanırım, ülkenin gücüne ve geleceğine güvenim tazelenir.
Biri, İngiliz The Guardian gazetesinin 1991 Kasım'ında yayınladığı bir Türkiye değerlendirmesidir.
Gazete o gün, yeni iktidarın tüm sorunlara rağmen bölgesel anlamda süper güç olmaya aday bir Türkiye devralacağını yazmıştı.
Şu da çok can alıcı bir tespitti:
"Özal, bölgedeki istikrarsızlığı bir güç kaynağına dönüştürerek Türkiye'nin manevra yeteneğini artırdı."
Bir diğeri The Economist dergisinin 1996 Haziran'ında yayınladığı Türkiye eki.. Orada Türkiye'nin potansiyeli "eşine az rastlanır altın elma" diye tarif edilmiş, ülkenin genç ve çalışmaktan asla yılmayan bir insan gücüne sahip olduğu belirtilmişti.
Nereden nereye geldik?
Lânetli günahlar...
1996 yılında 3000 dolar olan fert başına düşen milli gelir 2260 dolara geriledi.
Büyük bölümünü meslek sahibi, okumuş gençlerin oluşturduğu işsizler, çalışan nüfusun yüzde 12,3'üne yükseldi.
Umudu ve onuru kırılmış insanlar, on yıl öncesinin hayallerini süsleyen refah saraylarının yerine "simit sarayları"nı dolduruyorlar.
Öğle yemeğine 1 milyon liradan fazlasını ödemeyi çocuklarına haksızlık olarak görüyorlar. Çünkü onlar da beslenemiyor. 2001 krizinden önce marketlerdeki sepetlere ortalama değeri 12 dolar olan tüketim maddeleri giriyordu. Bugün yarısı giriyor.
Altın elma nasıl çürüdü?
Ülkeyi borç batağına, halkı işsizlik ve yoksulluğun onur kinci karanlığına kimler, hangi sorumsuzluklanyla sürüklediler?
Gelmiş geçmiş bütün iktidarların lânetli günahları vardır bu yıkımda.
Yeni vitamin lâzım
Emeklilik yaşını indirmek, tarım ürünlerine siyasi fiyat vermek, bankaların soyulmasına yataklık etmek, ihtiyacın bir katı doğal gaz bağlantısı yapmak, rüşvet, yolsuzluk ve kayırma, ülkenin yüz milyarlarca dolarlık kaynağını heba etmiştir.
Bu ihanet, milleti yeni bir iktidar seçmenin aklı ile hareket etmek yerine suçlulardan intikama yöneltmiştir.
Öfke oylarının çıkardığı iktidar da, dünyayı ve siyaseti öğrenmeden tezkere yanlışını yapmış ve Türkiye'nin en büyük kozunu heba etmiştir. Bölgedeki istikrarsızlığı, siyasi ve ekonomik güce dönüştürme yeteneğine sahip Türkiye, bu yüzden güvenilmeyen ve izole edilen bir ülke durumuna sürüklenmiştir.
Vitaminlerin son kullanma tarihleri geçti. Umudu ve gücü yeniden kazanmak gerekiyor.
AKP iktidarının AB hedefine ve IMF programına bağlılığı şanstır.
Ama laiklik karşısında şüphe, partizan kadrolaşma nedeniyle güvensizlik yaratan icraat, Türkiye'nin sönen yıldızını yeniden parlatmaya imkân verecek mi?
Kaybolan yıllar
Karamsarlığa kapıldığım zamanlarda başvurduğum vitaminlerim vardır. Onları okuyunca umutlanırım, ülkenin gücüne ve geleceğine güvenim tazelenir. Biri, İngiliz The Guardian gazetesinin 1991 Kasım'ında yayınladığı bir Türkiye değerlendirmesidir
Haberin Devamı

