Kavşak noktası

Türkiye'nin 20001i yıllardaki kaderinde kavşak noktası olacak bir gün yaşıyoruz

Haberin Devamı

Türkiye'nin 20001i yıllardaki kaderinde kavşak noktası olacak bir gün yaşıyoruz.

Dünyanın dikkati, Kıbrıs için BM Genel Sekreteri Annan'ın bugün New York'ta iki tarafın liderleriyle gerçekleştireceği tarihi randevuya çevrildi.

Sorunun 1 Mayıs'a kadar çözülmesi arzusundan kaynaklanan zaman darlığı, BM Genel Sekreteri Annan'ı iki tarafı baştan bağlayıcı şartlar dayatmaya yöneltmişti.

Ankara ve Atina sorunun artık bir çözüme ulaştırılmasını istiyor. Kıbrıs'ın iki tarafındaki halk da aynı arzuyu taşıyor. Fakat Denktaş ile Papadopulos, bozguncu damgası yemeden ve mümkünse bu suçu karşı tarafa yamayarak zamana oynama çabasında.

Rum yönetimini anlamak mümkün. Çünkü 1 Mayıs'ta AB üyesi olduktan sonra Kıbrıslı Rumların kozları güçlenecektir.

Dışişleri Bakanı Gül'ün dediği gibi bu fırsat kaçar da çözüm çıkmaza girerse Türkiye ve Kıbrıs Türkü için "yarın daha büyük sıkıntılar" doğacaktır.

Korkutan adam
Başbakan Erdoğan'ın Davos ve Washington'da Annan'ın koşullarına uyulacağını vaat ederek yarattığı Türkiye lehindeki rüzgâr, Denktaş'ın sahneye çıkması ile dönmeye başlamıştır.

Şimdi uluslararası kamuoyu Denktaş'ın bu son şansı Ankara'ya rağmen başarısızlığa uğratabileceği korkusunu taşıyor. Türkiye'deki iş dünyası da tedirgin.

Bilindiği gibi Annan, tarafların karşılıklı taleplerini müzakere etmesini, anlaşma sağlayamadıkları noktalarda çözümleri kendisinin oluşturmasına olur verilmesini ve nihai metnin nisanda Kıbrıs'ın iki tarafında halk oyuna sunulmasını istiyor.

Başbakan Erdoğan "Her aşamada Rumların bir adım önünde olacağız" dedi ama Denktaş bu peşin kabullerin intihar olacağını söyleyerek gitti New York'a.

İtirazları Annan'ı geriletecek mi, yoksa önümüzdeki son şansı bitirecek mi; bunu kimse tahmin edemiyor.

Denktaş ne yapar?
Türkiye özellikle iki kesimliliğin güçlendirilmesi ve garantörlük haklarının devam etmesi konularında haklı olarak ısrarlıdır.

Bush yönetimi de bu konularda ağırlığını bizden yana kullanacağı sözünü vermiştir. Ama onun da şartı vardır:

"Siz yönteme ait çekincelerinizden vazgeçin, biz de müzakere aşamasında Annan'ı ikna etmeye çalışalım.."

Garantisi var mı, tabii ki yok..

"Risk almamak en büyük risktir" derler. En büyük riski bizim için şu anda Rauf Denktaş temsil ediyor.

Denktaş'ın niyetleri ve önyargıları, AKP iktidarının çözüm isteyen siyasi iradesini hiçe sayan bir bozgunun tetikleyicisi olur mu?

Böyle bir ihtimali düşünmek istemiyoruz. Denktaş herhalde, Türkiye'nin AB yoluna dinamit koyacak, ulusal hedeflerinde sapma yaratacak bir rolün yetki gasbı olacağını görecektir.

İtirazlarını kayda geçirecek, fakat müzakere sürecini tıkayacak kadar ileri gitmeyecektir.

DİĞER YENİ YAZILAR