Kavga şart mı?

Kırmızı çizgilerimizi yalamaktan sıkılmadınız mı? Bu soruyu özellikle meslekdaşlarıma soruyorum

Haberin Devamı

Kırmızı çizgilerimizi yalamaktan sıkılmadınız mı? Bu soruyu özellikle meslekdaşlarıma soruyorum.

Çatışma kültürü öylesine içimize işlemiş ki, birbirini bütünleyen konuşmalardan bile kriz çıkarmayı başarıyoruz.

Meselâ PKK, Kuzey Irak ve Ermeni tasarısı bağlamında yaşadığımız gelişmeler eğer beklentilerimize ters düşecek olursa Türkiye Amerika’ya rağmen Kuzey Irak’a askeri operasyon yapacaktır!

Yaratılan hava böyle..

Peki gerçek bu mu?

Hayır değil ama dış medyada bile böyle yorumlar çıkıyor. Çünkü onlar da Türkiye’deki medyadan ve muhalif siyasetçilerden besleniyorlar.

“Hürriyet Internet” bir anket yaptı. Seçim yılında göze alınması riskli sayılacak bir deneme idi bu. Çünkü muhteris politikacıları etkileyebilir, maceracı bir eşiğe getirebilirdi ülkeyi.

Sefere çıkma anketi
“Türkiye Kuzey Irak’a girsin mi, girmesin mi?” sorusuna 302 bin kişinin cevap verdiği bildirildi. Bereket ki “Girelim” diyen 103 bin kişiye karşı 177 bin kişi “Girmeyelim” demiş.

Kışkırtmaların Türk halkını kolay kolay yanlışlara ve tuzaklara düşüremeyeceği konusunda umut ve güven veren bir tecrübedir yapılan anket. “Cahili çok” diye küçümsenen bu halkı selâmlamak ve heyecan üretmek adına zorlama yorumlara sapmaktan sakınmak lâzım...

Meselâ Irak’taki Kürt liderlerle diyalog kurulsun-kurulmasın haberleri de sivil-asker polemiği üretmenin malzemesi yapıldı. Dün Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın “PKK’ya destek verenlerle görüşmem” çıkışı, müdahaleci bir tavır iması ile Dışişleri Bakanı Gül’e aktarıldı ve ondan “siyasete hevesli askerin ağzının payını veren zehir gibi bir cevap” beklendi.

Bereket Gül siyaset acemisi değil. Tecrübe birikimi onu tuzaktan korudu. Büyükanıt’ın kendi rolünü tarif ettiğini, siyasete müdahale etmediğini, dolayısiyle konuşmasından polemik çıkartmaya çalışmanın “büyük yanlış” olacağını söyledi.

Askeri rahat bırakın
“Asker silâhı ile konuşur. Ama o noktaya gelmemek için siyasetçinin, diplomatın yapacağı işler vardır” diyen Gül ile Orgeneral Büyükanıt’ın gerçekte çatıştığı bir nokta bulunmuyor.

Büyükanıt Amerika’da kendi konumunu belirlemiş, PKK’yı terörist görmemek yanında ona koruma sağlayıp, araç ve cephane verdiğini bildiği Barzani ve Talabani ile bir asker olarak görüşmesinin bir yararı olmadığını söylemiştir:

“Ben askerim. Görevim terörle mücadele. Ama siyasi olarak kim görüşürse görüşür. Ona bir diyeceğim yok.”

Ülkenin menfaati, bölücü terör tehdidinden en kısa zamanda kurtulmaktır. Herkes kendi sorumluluğu içinde bu ortak hedefin gerçekleşmesine çalışacaktır.

Kürt liderlerle “konuşmam” dediği için askere kusur izafe edenler ile askerlerin siyasete müdahale ettiğinden şikâyetçi olanların aynı çevreler olması tuhaf değil mi?

DİĞER YENİ YAZILAR