Kavga eksik olsun!

Teröre son verecek hiçbir çabanın önünü kapatmamak, bu niyeti eyleme geçirme heveslerini caydırmamak lazım..

Haberin Devamı

Teröre son verecek hiçbir çabanın önünü kapatmamak, bu niyeti eyleme geçirme heveslerini caydırmamak lazım..

AKP iktidarı devlet yönetmekte tecrübeli değil. Ama bu özellik meselâ AB yolunda ilerlerken ve ekonomik programı uygularken sorun değil avantaj olmuştur.

Çünkü tecrübesiz AKP, derin devletin zincirleriyle kendini bağlı hissetmemiştir.

Hoş, iktidarlara her cesur adımda "dur, otur" diyen bir derin devlet var mıdır, yoksa statükocu, korkak ve ufuksuz siyasetçiler bu hayaleti kendilerine bir mazeret kalkanı olarak mı icat etmişlerdir? Onu da bilen pek yoktur.

İşte Başbakan Erdoğan kendi üslubu ile "Kürt sorunu"nu gündeme getirmiş, bir iyi niyet kapısı açmıştır. Bunu yaparken aleyhine kullanılacak kavram yanlışlarına düşmüştür ama hiç kimse PKK'nın tanındığına işaret sayamaz onun sözlerini.

Zaten kendisi de bu sorunun "Tek devlet, tek millet, tek bayrak" altında çözüleceğini belirterek, tecrübe noksanından doğacak risklere karşı kendisini ve iktidarı en garantili şekilde sigortalamıştır.

Hakaret etmeden..
Diyarbakır gezisi sonrası muhalefet cephesinden esen sert rüzgârlar bizi zaman tüneline götürdü. Ağır suçlamalar, hakaret sözcükleri eşliğinde uçuşuyor..

"Kürt sorunu" sözünü telâffuz etmek hıyanetmiş!

Bu başlık altında en azından bir asayiş sorunu bulunduğunu kim inkâr edebilir?

Güneydoğu'daki yurttaşların ekonomik ve kültürel beklentilerine çözüm arayan niyet ve çabalar, bölücü terör örgütünün halktan tecrit edilmesine yardımcı olmaz mı?

Kafayı değiştirmek lâzım. Öküz altında buzağı arayan dar muhalefet anlayışının geçmişteki hasılatına bakarak gelecek için ne vaat edebileceğini tahmin etmek zor değildir.

Muhalefet eski yanlışına düşmüştür ama ne tuhaf, Erdoğan da eski başbakanların hatasını tekrarlamış, gösterdiği tepki ile muhalefetin gerilim siyasetine katkıda bulunmuştur.

"Kandan, ölümden oy bekleyecek kadar siyasetteki ahlâki seviyeyi alçaltıyorlar" sözü, iş bitirmeye değil, ağız dalaşı yapmaya motive olmuş siyasetçi kimliğini işaret ediyor.

Aman o günlere yeniden dönmeyelim.

Erken seçim mi?
Başbakan'ın muhalefetten gelen uyarılar karşısında soğukkanlı ve hatta eleştirileri değerlendiren bir tutum içinde olmasında yarar vardır.

Aksi halde "Türkiye'nin demokrasi dışında bir alternatifi bulunmadığı" yolundaki sözleri boş lâf sınıfına girer.

Dünkü konuşmanın doğru seçilmiş mesajı, erken seçim istek ve söylentilerini karşılıyordu. Başbakan "Muhalefete beş yılda bir seçim nasıl yapılırmış bunu göstereceğiz" dedi.

Bunu görmeye hepimizin ihtiyacı var. Sistemin kendine güvenini kazanması, ülkede siyasetin öngörülebilir olması çok önemlidir ve iktidarın dediğini ispatlamasına bağlıdır.

Türkiye'nin önünde AB ile üyelik müzakereleri gibi hayati bir gündem, bölücü ve kökten dinci terörünün tehditleri var.

Dalaşmayı değil, birbirimizi anlamayı gerektiren bir geçitteyiz. Dikkatli olalım..

DİĞER YENİ YAZILAR