Kurumların da bireyler gibi kendini savunma içgüdüsü vardır ama bu bizde çok sağlıklı işlemiyor.
Hatta mafya ilişkilerinde adı çokça geçtiği için hakkında soruşturma yürütülen Yargıtay Genel Sekreter Yardımcısı Ercan Yalçınkaya'nın Kazan ilçesine savcı olarak atandığını duyduktan sonra bu savunma mekanizmasının yargıda hiç işlemediğini söylemek bile mümkündür.
Yalçınkaya'nın adı ilk olarak Alaattin Çakıcı'nın firarı ile patlak veren skandal bağlamında ortaya atıldı.
Bodrum'daki evini tamir edecek müteahhit arayan Yargıtay Başkanı Özkaya'ya, Çakıcı ile ilişkisi olan müteahhit Hakkı Süha Şen'i getiren kişi Yargıtay Genel Sekreter Yardımcısı Ercan Yalçınkaya idi.
Bu soruşturma sürerken Yalçınkaya'nın adı Sedat Peker çetesine yönelik operasyonda yeniden duyuldu: Sedat Peker'in adamlarından biriyle yaptığı görüşme, polisin telefon dinleme operasyonuna takılmıştı.
Tuzaklar kurulmuş..
Dün yeni bir şaşırtıcı gelişme daha oldu:
Polise, Sedat Peker'in adamlarının Ankara Başsavcısı Hüseyin Poyrazoğlu ile de ilişki kurduğu yolunda bir duyum geldi. Kısa bir araştırma yine aynı kişiyi, Yargıtay Genel Sekreter Yardımcısı Yalçınkaya'yı karşımıza çıkardı.
Yalçınkaya, Ankara Başsavcısı Poyrazoğlu'nu bir kahvaltıya davet etmiş, yanında götürdüğü kişiyi "İşadamı arkadaşım" diye tanıtmıştı. Halbuki o kişi, Sedat Peker'in bir adamı idi.
Soruşturma geliştikçe daha neler çıkacak belli değil ama bu kadarı bile Yargıtay Genel Sekreter Yardımcısı Yalçınkaya'nın mesleki ilişkilerini yargı mensubu arkadaşlarına "tuzak"lar kurmak yolunda kötüye kullanmış olduğunu düşündürmeye yeterlidir.
Halkın günahı ne?
Mafyaya yargıdan bağlantılar kurmakta köprü görevi üstlenmek ve bu yolda meslektaşlarının güvenini suiistimal etmek, Yalçınkaya'nın üstünde asılı ciddi bir şüphedir. Şuyuu vukuundan beter bir durumdur.
Yargının bu durumu, bireysel bir suiistimalmiş gibi algılamaması, kurumun saygınlığına yönelik ağır bir saldırı suçu sayması gerekir.
Elbette bir hukuk devletinde kesin hükme bağlanmamış iddialarla bir yargı mensubunun mahkûm edilmesi düşünülemez. Ama bu deliller ve mağdur edilmiş bunca yargı mensubu ortada dururken Yalçınkaya'nın görev yapmasına izin verilmesi de kabul edilemez.
Onun Yargıtay'daki görevinden alınması uygun, fakat Ankara'nın Kazan ilçesine savcı olarak atanması uygunsuz, hatta yakışıksızdır.
Çünkü bu işlem, Kazan ilçesinde ona muhatap olacak vatandaşlara karşı haksızlıktır. Yargı kurumu kendini de, vatandaşı da iyi savunmamıştır.
Bu yanlıştır. "Mevzuat böyle" deniyorsa mevzuat yanlıştır!
Katmerli yanlış
Kurumların da bireyler gibi kendini savunma içgüdüsü vardır ama bu bizde çok sağlıklı işlemiyor
Haberin Devamı

