Kasıtlı suç!

Haberin Devamı

Manşetteki sözlere bakıp telekulak skandalının sonuna gelindiği ümidine kapılmayın.

Rezaletin son perdesi kapanana kadar bizi yerimizden hoplatacak daha çoook rezilliklere tanık olacağız, bu belli.

İstihbarat birimlerinin biri bitiriyor öteki başlıyor, telefonlar ve internet haberleşmesi sürekli izleniyor, “kim kiminle haberleşti, mesajlaştı” anında kayda geçiyor.

Telefonu açtığınızda “Alo” yerine “merhaba asker” veya “merhaba memur bey” diye başlarsanız, sempatik görünürsünüz. Polis devletinde böyle yatırımların yararı olabilir! Neyse...

VATAN’ın habercileri buram buram ironi tüten yeni bir bomba patlatıyor bugün:

Jandarma İstihbaratı’nın, uzun bir mücadele ardından elde ettiği izleme kararına Adalet Bakanlığı, Yargıtay katında itirazda bulunmuş.

21 Ocak 2008 tarihinde yaptığı “kanun yararına bozma” başvurusunda Adalet Bakanlığı, Jandarma’ya verilen izleme yetkisinin “temel hak ve hürriyetlerin özüne müdahale imkânı sağlayacak, Anayasa’nın sözüne, ruhuna ve demokratik toplum düzenine aykırı bir karar” olduğunu altını çizerek hatırlatmış.

Buradaki çelişki, Adalet Bakanlığı’nın aynı yetkiyi polis kullanırken sesini çıkarmayıp Jandarma’ya sıra gelince itiraz etmesi.

Çünkü iktidar, polis üstündeki kontrol imkânına jandarmada sahip olamıyor; sebep budur!

Ama iktidar, haberleşmeye uygulanan büyük gözaltı ile anayasal hakların ırzına geçtiğini çok iyi biliyor!

Şu an malesef hukuk devletinde yaşamayı hak etmemiş bir toplumun sessizliğine tanık oluyoruz. Siyaset, sivil toplum örgütleri, barolar bu rezalete son verecek yasal tedbirleri kamuoyuna önermelidirler.

Özel yaşama yönelen hoyratça müdahalelerin bahanesi olamaz.

“Önleme amaçlı izleme” palavrasına inanmasını halktan kimse istemesin.

O gerekçe doğru olsa Hrant Dink ve Rahip Santorini ile Malatya katliamının kurbanları hayatta olurlardı.

İktidar özel hayatı korumakla yükümlüdür.

Bu yapılan, röntgencilikten bile daha aşağı bir bayağılıktır!

Bankerin ölümü

Turgut Özal’la gelen serbest faiz döneminin en renkli simgesi Banker Kastelli idi.

Maceracı ruhunun yelkenlerini cüretkârlığı ve yaratıcılığı ile şişirerek çılgın bir yolculuk yaptı. Küçük bir bürodan kumar benzeri yatırımlarla başlayan bu yolculuk, para denizinde yüzen Kastelli’yi yarattı.

Döneminin en cüretkâr aktörü, 1982’ye kadar yarım milyon insandan 2,5 milyar dolar para topladı.

Ve 100 bin dolarlık kredi kartı borcunu ödeyemez duruma düşmeyi kendine yediremediği için ağzına sıktığı bir kurşunla hayatına 75 yaşında noktayı koydu!

Savcıya bıraktığı notta “İşlerim ters gitti. Niyetim kimseyi aldatmak ve kandırmak değildi” diye yazmış.

Doğrudur belki.. Otoriteden yoksun bir serbestlik ortamında yüz binlerce aile yanmıştır ama Cevher Özden gerçekten çalmak, çırpmak kastıyla toplamamış olabilir o paraları.

Hatırlıyorum; o döneme kadar istismar edilen küçük tasarruf sahipleri bankerler furyasında kurtarıcılar bulduklarına inandıkları için ağır bedeller ödediler.

Kırılan saadet zinciri, aile faciaları, toplumsal depremler yarattı.

Buna rağmen kaybedenler gözünde Banker Kastelli’nin yeri farklı oldu. Dün intiharını bildiren internet sitelerine düşen yorumların çoğu ona rahmet diliyordu.

İnsanlığı iş adamlığından daha başarılı olmuş demek!

DİĞER YENİ YAZILAR